(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/9220 E. , 2012/13958 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Kemal ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davacının işleteni olduğu araç ile davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu davacının işleteni olduğu aracın hasarlandığını belirterek 8.464,00.-TL hasar bedeli ve tespit dosyasındaki bilirkişi ücreti ile mahkeme gideri toplamı 313,00 TL.nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ... vekili, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı sürücü Kemal’in % 75 kusur oranına göre 4.687,50.-TL hasar bedelinin ve tespit dosyası yargılama gider ve harçlarının, kabul ve red oranına göre davalı ... yönünden dava tarihi, davalı işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza sonrası davalı sürücü ...'in kaza mahallini terk etmesi nedeni ile kaza tespit tutanağı tanzim edilememiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrası alınan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda, davacının işleteni olduğu araç sürücüsü ...'un gereğinden yüksek hızla virajı dönmek istemesi ve aracını kaydırması nedeni ile taşıt yolunun sol şeridini ihlal ederek sol şeritte seyreden davalı ... idaresindeki araca çarptığını değerlendirerek % 80 oranında kusurlu olduğunu ve davalı sürücü Kemal'in ise KTK 52/a ve b bendi gereğince dönemeçlere ve tünellere girerken hızını azaltmaması nedeni ile % 20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden alınan raporda ise, olay davalı sürücü Kemal'in anlatıma göre meydana gelmişse davacının işleteni olduğu aracın dava dışı sürücüsü ...'un %100 oranında kusurlu, davalı araç sürücüsü Kemal'in kusursuz olduğu, kazanın dava dışı sürücü ...'un beyanında belirttiği üzere davalı sürücü Kemal'in sol şeritten alt geçide hızını azaltmaksızın girmesi ve virajı alamaması nedeniyle sağ şeride kayması sonucu davacının işleteni olduğu araca yandan çarpma şeklinde meydana gelmişse, Kemal'in % 75, ...'un ise % 25 oranında kusurlu olacakları belirtilmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumunun raporundaki ikinci seçeneği nazara alınarak davalının %75 kusur oranına göre karar verilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan rapor ile keşif sonrası alınan 27.06.2011 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu açıktır. Bilirkişi raporları arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, öncelikle dosya içerisinde yer alan ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 2010/3727 suç numaralı fezlekesi sonucu yapılan soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının belirlenerek varsa soruşturma veya kovuşturmaya ilişkin dosyanın celbinden sonra ... Teknik Üniversitesi Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünden yapılan keşif, dinlenilen tanık beyanları, varsa soruşturma veya kovuşturma dosyası, araçların modeli, kaza yeri ve çarpma noktalarının değerlendirilmesi suretiyle gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Öte yandan, kabule göre de gerekçeli kararda, raporda belirtilen iki ihtimalden hangisine göre somut olayın gerçekleştiğinin kabul edildiğinin gerekçeleri açıklanmadan, özellikle davalı sürücünün olay yerini terk etmesinin aleyhine kusurlu olduğuna karine oluşturduğu biçimde soyut gerekçelerle hüküm kurulması da doğru olmamıştır.