Esas No
E. 2013/1020
Karar No
K. 2013/12424
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2013/1020 E.  ,  2013/12424 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : OSMANELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/09/2012

NUMARASI : 2011/221-2012/212

Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın  reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,  Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava; tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; davacının 120 ada, 4 parsel, 118 ada, 10 parsel, 106 ada, 187 parsel sayılı taşınmazlarını 14/05/2007 tarihli resmi akitle tapuda satış gibi göstermek suretiyle torunu olan davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde ve yargılama sırasında yaptığı açıklamalarda; okuma-yazması olmadığını, ölünceye kadar bakılacağı vaadi karşılığında taşınmazları temlik ettiğini, bakım alacaklısı olarak akitte gösterilen yeri imzaladığını, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediğini bildirmiştir.

Hemen  belirtilmelidir  ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  33. maddesi (1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76. maddesi) hükmü  uyarınca  olayları bildirmek  taraflara,  hukuki   nitelendirmeyi  yapmak  ve  ona  uygun  yasal  düzenlemeyi tayin ve  tespit ederek  uygulamak   mahkemeye  aittir. Gerçektende iddianın ileri sürülüş  biçimi,  dava  dilekçesinin  içeriği  ve  dosyada  mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının davada hile hukuksal nedenine  dayandığı  açıktır.

Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Ne var ki, mahkemece hile iddiası yönünden bir inceleme yapılmış değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle davaya konu temlikin 14/05/2007, eldeki davanın ise 16/05/2011 tarihinde açıldığı gözetilerek davacıların ıttıla tarihinin kuşkuya mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi, buna göre davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp- açılmadığının değerlendirilmesi, süresinde ise hile iddiaları yönünden yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması, taraf delillerinin toplanması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra bir karar  verilmesi gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog