7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava konusu 186 ada 12 parsel sayılı 209.427,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... satınalmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı ...'nun dava ettiği taşınmazın dava dışı 186 ada 11 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar içinde kaldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Ayrıca dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapılmadığı, aynı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunmadığı dikkate alınmadan ve davacı delilleri toplanmadan, dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif günü tayin edilmesi ve denetime elverişli bilirkişi raporları alınmadan hüküm kurulması isabetsizdir. Böylesine yetersiz, sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı ...'na delillleri sorulmalı, bildirdiğinde usulüne uygun olarak kayıt ve belgeler getirtilmeli, bildirdiği tanıklara keşif için usulüne uygun davetiye çıkarılmalı, dayandığı 28.08.1996 tarih 2 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, ırsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde HUMK.'nun 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilemeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile nizalı taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacıdan dava ettiği taşınmaz bölümünü duraksamaya meydan vermeyecek şekilde göstermesi istenilmeli, bu taşınmaz bölümüne ilişkin mahkemenin gözlemi de keşif tutanağına yansıtılmalı, bu bölüm hakkında ziraat bilirkişisinden açıklamalı rapor alınmalı, bundan sonra dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları belgelerle denetlenmeli, dava konusu taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanılmalı, dava konusu taşınmazın kayıt kapsamları dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın