1. Hukuk Dairesi         2012/4662 E.  ,  2012/8144 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : YATAĞAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/01/2012

NUMARASI : 2010/366-2012/35

Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava ve birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde davalılardan torun V.’ye temlik edilen 47 parsel sayılı taşınmaz temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanmak suretiyle, bu parsel yönünden davanın kabulünde ve davalı torun V.’nin murisin mirasçısı olmaması, babasının yani diğer davalı M.’nın mirasçı konumunda bulunması, nedeniyle V.bakımından denkleştirme savunması üzerinde durulmamasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı V.’nin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.

Davalı M.’nın temyiz itirazına gelince, davacılar miras bırakan V.’nin davalı M.’ya 48 parsel sayılı taşınmaz bakımından yapmış olduğu temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürmüşler, buna karşı davalı M., murisin gerçek iradesinin mal kaçırma olmayıp tüm mirasçılarına sağlığında malvarlığını paylaştırma kaydı ile hareket ettiğini savunmuş, 16.11.2011 tarihli dilekçesinde davacılara verilen mal ve haklara ilişkin beyanda bulunmuştur. Ne var ki mahkemece, bu yönde hükme elverişli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.

Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

O halde mahkemece yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek, tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı saptanmalı, ondan sonra murisin gerçek iradesinin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu savunma üzerinde durulmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru değildir. Davalı Mustafa’nın temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.    

Karar Etiketleri
28.06.2012 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K6100 md.3 K1086 md.428