Aramaya Dön

(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2010/4497
Karar No
K. 2010/10569
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2010/4497 E.  ,  2010/10569 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün 2006/1218 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte alınan talimat ile Ankara 2..İcra Müdürlüğünün 2006/164 Tal. sayılı dosyasından 27.6.2006 tarihinde yapılan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi olmayan ve müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece, toplanan delillere göre; olayda ispat yükünün davacı 3.kişide olup, davacı tarafından ibraz edilen faturaların davacıya ait ticari defterlerde ve faturayı düzenleyen dava dışı firmaların ticari defterlerinde usulüne uygun şekilde kayıtlı olduğu, bu durumda davacı 3.kişi tarafından İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiği, davacı 3.kişi ile borçlu şirket arasında organik bağ olmadığı, davacı 3.kişi ile borçlu şirketlerin iş yeri adreslerinin ticaret sicilinde bir dönem aynı görünmesinin ve haciz yerinde borçlu şirkete ait fiyat listesi bulunmasının muvazaalı işlemlerin ispatına 2010/4497 2010/10569 Yeterli bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu mahcuzların davacı 3.kişiye ait olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, borçlu şirket daha önce başka bir adreste ticari faaliyette iken, 01.1.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile merkezini haciz yapılan adrese nakletmiş, bilahare, takip konusu borcun doğum tarihi olan 08.9.2005 tarihinden sonra, 15.3.2006 tarihli karar ile de şirket merkezini yine başka bir adrese nakil kararı almış, (15.7.2006 tarihinde faaliyete başlamak üzere) bu husus 02.8.2006 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Davacı 3.kişi borcun doğumundan ve takip tarihinden sonraki bir tarih olan 14.2.2006 tarihinde haczin yapıldığı adreste ticari faaliyete başlamıştır.Yani, borçlu şirket haciz yapılan adresten ayrılmadan önce, davacı 3.kişi aynı yerde ve aynı konuda ticari faaliyete başlamıştır. Öte yandan, ödeme emri borçlunun haciz yapılan adresinde Tebligat Yasasının 21.maddesi uyarınca 07.3.2006 tebliğ edilmiş, tebligat sırasında hazır bulunup imzadan imtina ettiği belirtilen Naci Şen'in de borçlu şirketin ortaklarından olduğu anlaşılmaktadır. Haciz ise, 27.6.2006 tarihinde borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış, haciz sırasında hazır bulunan ve davacı 3.kişi yetkilisi olduğunu belirten şahıs 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunmuştur.

Bu durumda,

İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. İbraz edilen faturaların borcun doğumundan sonraki tarihi taşıması ve her zaman temini mümkün belgelerden olması nedeniyle de, yasal mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Bütün bu açıklamalara göre, borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki işlemler alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işyeri devri niteliğindedir. Kaldı ki, bir an için 2010/4497 2010/10569 olayda danışıklı işlem bulunmadığı düşünülse dahi, aralarındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan,

İİK.nun 44.ve Borçlar Kanununun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır.Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir.Gerçekten, borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur.Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devir alan davacı da Borçlar Kanununun 179.maddesi uyarınca, işletmenin borçlarından sorumludur. O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Kabule göre de, istihkak davaları takip hukuku bakımından aynı dava olmayıp icra takibinin devam edip etmiyeceğini belirleyen davalardır. Bu nedenle "mahcuzların davacı 3.kişiye ait olduğunun tesbitine" biçimde mahcuzların mülkiyetini belirler şekilde hüküm tesisi de isabetli değildir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku İİK md.96
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.