(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2011/3693 E. , 2011/5628 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 307 ada 33 parsel sayılı 1.228,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, imar ve ihya yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit görmüş; davalı, yargılama sırasında K.Evvel 1288 tarih 42, 169, 281, 326, 450 ve 464 yoklama sıra numaralı pay tapu kayıtlarına dayanmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalı tarafın tutunduğu sabit sınırlı tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilmiş ise de mahkemenin kabulü dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Sözkonusu tapu kayıtları, ihtiva ettikleri "eniş dibi, kaçamak yeri ve tarik" sınırları nedeniyle değişebilir sınırlı tapu kayıtları olup sabit sınırlı kabul edilmeleri doğru değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/C maddesi uyarınca, değişebilir sınırlı kayıtların kapsamları yüzölçümlerine göre belirlenmelidir.
Davalı tarafın tutunduğu değişebilir sınırlı tapu kayıtlarının sınırları dikkate alındığında, yüzölçümlerine göre kapsamı ... Mahallesinin güney tarafında olup çekişmeli taşınmaz sözkonusu tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalmaktadır. Çekişmeli taşınmazın davalının tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalmadığının anlaşılması karşısında ihtilafın, zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tanıklar, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 100-150 yıl önce köy yerleşim yerinin de bulunduğunu ancak sonradan yerleşim yerinin 1-2 km mesafedeki Erentepe'ye taşındığını, çekişmeli taşınmazın öncesinin davalının dedesine aitken ondan babasına, ondan da davalıya intikal ettiğini 25 sene öncesine kadar tarla olarak kullanılan taşınmazların zaman içinde veriminin düşmesi ve göç nedeniyle işgücünün de azalması üzerine son 25 yıldır biçilmek suretiyle çayır olarak kullanıldığını, gübre dökülerek bakımının yapıldığını, sınırlarının belli olduğunu, komşu taşınmazların da aynı nitelikte bulunduğunu, köy hayvanlarının bu yerlerde değil, dava konusu taşınmaza 20 kilometre mesafede bulunan Kızıltoprak yaylasında otlatıldığını, çekişmeli taşınmazın son 30-35 yıldır bizzat davalı tarafından zilyet edildiğini bildirmişlerdir. Her ne kadar üç kişilik ziraatçi bilirkişi raporunun sonuç bölümünde çekişmeli taşınmaz ve çevresinin mera vasfında olduğu belirtilmiş ise de, raporun içeriğinde çekişmeli taşınmazın bitki örtüsü ve kullanım şekli hakkındaki tespitler, yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle uyumlu bulunmaktadır. Çekişmeli taşınmaz ve çevresinin orman sayılan yerlerden olmadığı saptandığı gibi, yörede 4753 ve 4342 sayılı yasalar uyarınca mera tahsisi de yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, soyut bir kanaatten ibaret bulunan ziraatçi bilirkişi kurulu raporunun sonuç bölümüne değil, raporun içeriğinde yer alan tespitler ve bu tespitlerle uyumlu yerel bilirkişi ve tanık sözlerine itibar etmek gerekmektedir. Dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın, kamu orta malı niteliğinde mera ve yayla olmayıp, kadim tarım arazisi vasfında olduğu ve davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. madddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemenin, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline ilişkin kararı sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmediğinden reddi ile sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 12.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.