(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/17785 E. , 2013/17520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili, karşı dava dilekçesinde ise taşınmazın 20 yıldan fazla fiilen yol olarak kullanıldığı belirtilerek Kamulaştırma Kanunu 38. madde uyarınca ve özel parselasyon sonucu yol olarak terkin edilmesi gereken yer olduğu gerekçesiyle bedelsiz terkini istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu taşınmazın geldisi olan kök 27 parsel sayılı taşınmazın ifraz yapılarak 36,37,38 ve 39 numaralı parsellerin oluşturulduğu, 36 parselin diğer parsellere ulaşımı temin etmek amacıyla (ince uzun geometrik şekilde) yol olarak bırakıldığı, 39 parselin de daha sonra ifraz edilerek yeni parsellere bölündüğü, özel parselasyon yapılması niteliğindeki bu işlemler neticesinde 52 ve 53 parsellerle birlikte 36 parselin de yol olarak kullanılmaya devam edildiği, fiilen toprak yol olarak kullanılan dava konusu 36 parsel sayılı taşınmazın daha sonra asfalt dökülmek suretiyle yol olarak kullanılmaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2008/8121-2010/13909 sayılı ilamında “idarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararı ile iptal olmuştur. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde yalnızca hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde bedel davası açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır.” gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmesini uygun bulmuş ise de; davacının, 2942 sayılı Kanunun 38. maddesi yanında taşınmazın özel parselasyon nedeniyle yol olarak terkin edilmesi gereken yerlerden olması nedenine dayalı talebi de bulunduğundan, mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Bir taşınmazın özel parselasyon yapılması sırasında yol olarak bırakılan kısmın veya hisseli satışlarla fiili taksim edilen bir taşınmazın, sonrasında fiili taksim uyarınca müstakil parseller oluşturulurken yol ve meydan gibi ortak olarak kullanılmak üzere kamu lehine terkin edilmesi gereken yerlerin tapu kaydında kişiler üzerinde tescilli bırakılması sonuca etkili olmadığından, dava konusu taşınmazın yol niteliği ile terkin edilmesi gereken bir yer olması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun bulunmadığı kabul edilerek asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.