(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2011/10720 E. , 2012/1580 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1.2942 Sayılı Yasa'nın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın, kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği gerekçeli raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurlar ile her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın kabul görmüş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki tarım müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır. Bu itibarla; Dairenin 2011/12068-12061-12067-12064 esas sayılı dosyalarında geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen il tarım müdürlüğü verilerine göre domatesin dekara ortalama verimi 4750 kg olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda 5800 kg alınmak suretiyle değer belirlenmiş olması,
2.Taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü doğru olup, yasa gereği bu taşınmazlara kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas tutularak değerlendirilir. Kamulaştırma Yasası'nın 11. maddesinin (i) bendinde açıklanan bedelin tespitinde etkisi olacak diğer objektif ölçüler de dikkate alınır. Doğaldır ki, bu objektif ölçülerin neler oldukları taşınmazın niteliği dikkate alınarak ve değerlendirme esasları gözönünde bulundurulmak suretiyle belirlenir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazisinde değer, taşınmazın yıllık tarımsal gelirinin kapitalizasyon faizine oranlanması suretiyle bulunmaktadır. Kapitalizasyon faizi ise %3-%15 arasında değişmekte olup, bu aynı zamanda arazinin rantı ile satış değeri arasındaki oranı belirlediğinden, uygulanacak kapitalizasyon faiz oranı saptanırken arazinin verimine etkili olan (sulu, taban arazisi, toprağın terkibi, ekilebilecek ürünler) faktörler yanında, satış değerine etkili olabilecek diğer faktörler de (önemli yerleşim birimlerine yakınlığı, tarımsal amaçlı alt yapı olanakları, pazarlama ve ulaşım probleminin olmaması, yerleşim merkezine yakınlığı vs.) dikkate alınır. Maddenin, sözü edilen (i) bendi bu hususlar dışında olup, arazinin değerine etkili olabilecek objektif ölçülere ilişkindir. Bunlar da, Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, tarımsal faaliyet ve gerekleri ile ilgili niteliklerdir.
Dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirildiğinde elde edilen ürünlerin pazarlanmasında ve ulaşımında bir problemin olmamasının, il ve köy merkezine yakın olmasının, elektrik, su ve yol gibi alt yapı hizmetlerinin bulunmasının, mücavir alan içinde kalmasının objektif artış nedeni olamayacağı gözetilmeden bedelde artış yapılması,
3.492 Sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesinin (j) bendi gereğince davacı, mahkeme harçlarından muaf olmasına rağmen, mahkeme kararında maktu ilam harcından sorumlu tutulması,
4.Dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile istem gibi hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davacı adına tesciline karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.