4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/18891 E. , 2021/6102 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... Orman vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili; davacı şirkete borçlu olan davalı ... hakkında ...
5.İcra Müdürlüğü'nün 2015/9284 takip sayılı dosyası ile 01/06/2015 tarihinde icra takibi yapıldığını, davalının icra takibi başlattıkları takipten hemen önce ve takip tarihinde iki adet aracını muvazaalı olarak sattığını, davalının mevcut malları kaçırarak borcun tahsil edilmesini engellediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun sırf mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak yaptığı ... plakalı araç ile... plakalı aracın satışının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre ... plaka sayılı 2011 Model Tata marka kamyonet ile... plaka sayılı 2011 Model Ford marka kamyonetin satışının davacının alacağıyla sınırlı olmak üzere tasarruflarının iptaline, ...
5.İcra Müdürlüğü'nün 2015/9284 takip sayılı dosyasından cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar ... Orman vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Ayrıca bu tür davalar İİK.nun 282. maddesi uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan kişiler aleyhine açılmakta olup, zorunlu dava arkadaşı durumunda olan kişilerin tümünün davalı olarak gösterilmemesi halinde eksik gösterilen kişi veya kişilere dava dilekçesinin tebliği ile davaya dahil edilmeleri sağlanmalıdır. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Ayrıca İİK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması öngörülmüştür. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınması gerekir.
3.kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması halinde; satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde ise İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir.
Somut olaya bakıldığında; davacı vekili davalı borçlunun araçlarını davacı alacaklı zararına 3. kişilere sattığını belirtmiş ancak sadece borçlu ... ile bir araç yönünden 4.kişi diğer araç yönünden ise 6 kişi davalı taraf olarak gösterilmiş, zorunlu dava arkadaşı 3. kişiler davaya dahil edilmemiştir. Emniyetten gelen 07/08/2015 tarihli yazıda; ... plakalı aracın borçlu tarafından 3. kişiye, sonra 4. kişi ...’a satıldığı, ... plakalı aracın ise borçlu tarafından 3.kişiye sonrasında 4.
5.kişilere en sonunda 6. kişi ... Orman’a satışının yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, ...plakalı araç yönünden aracı borçludan satın alan zorunlu dava arkadaşı 3. kişiden başlamak üzere temyiz eden ... dahil arada satışı yapılmış tüm kişilerin davaya dahil edilmesi, ... plakalı araç yönünden aracı borçludan satın alan zorunlu dava arkadaşı 3. kişiden başlamak üzere temyiz eden ... Orman dahil arada satışı yapılmış tüm kişilerin davaya dahil edilmesi ile yukarıda ayrıtılı olarak belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda esastan yapılacak inceleme ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.