Aramaya Dön

(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2010/3873
Karar No
K. 2010/9383
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2010/3873 E.  ,  2010/9383 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Borçlunun borcu karşılamaya yeterli haczedilebilir malı bulunamadığının haciz tutanağı ile anlaşılması nedeniyle işin esasının incelenmesi ve toplanacak deliller sonucunda bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra son tapu malikinin iyi niyetli olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ).

İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır.Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi

Verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de irdelenmeli,

İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerektiği diğer bir anlatımla taşınmazı borçludan satın alan 3. kişinin taşınmazı elinden çıkarmış olmasına rağmen alacaklının tasarrufun iptalini istemiş olması ve taşınmazı 3. kişiden satın alan 4. kişiyi davaya dahil etmiş olmasında yasal bir sakınca bulunmaması yanında davaya dahil edilen 4. kişinin iyi niyetli olması halinde 3. kişi hakkındaki davanın talep olmaksızın yasa gereği bedele dönüşeceğinden açılan davanın nakden tazmin davası olarak sürdürülmesi gerekir. Somut olayda mahkemece dairenin bozma ilamına uyularak borçlu davalının aciz hali kabul edilmiş, davaya dahil edilen tapu kayıt malikleri İlhami ve ...’in iyi niyetli olmaları nedeniyle, taşınmazı borçlu davalıdan satın alan 3. kişi konumundaki davalı ... hakkındaki iptal nedenlerinin irdelenmesine yer olmadığına ve davanın esastan reddine karar verilmiştir. Bu nedenle mahkemece borçlu davalı ... ile üçüncü kişi konumundaki ... arasındaki tasarrufla ilgili olarak yukarda açıklandığı şekilde İİK.nun 278, 279 ve 280. maddeleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazın borçlu ... tarafından davalı ...’e yapılan satış sırasında tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunduğunun göz önüne alınması, dördüncü kişi olan davalılar İlhami ve ...’in borçlu davalı ile komşu olmaları ve işyerlerinin davaya konu edilen taşınmaz ile yan yana olması nedeniyle borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olup olamayacaklarının kararda irdelenmesi, yine tasarrufa konu taşınmazın işyeri olması nedeniyle olayda İİK.nun 280/son maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması, dördüncü kişi konumundaki davalılar Hayriye ve İlhami’nin iyi niyetli olduklarının anlaşılması ve borçlu davalı ile üçüncü kişi konumundaki davalı ... arasındaki tasarruf yönünden iptal koşullarının oluşması halinde davalı ...’in taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri üzerinden ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerektiğinin düşünülmesi ondan sonra tarafların toplanan ve toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk İİK md.283
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.