Esas No
E. 2021/14229
Karar No
K. 2021/5990
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

4. Hukuk Dairesi         2021/14229 E.  ,  2021/5990 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yerel mahkemece verilen, gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2020 gün 2018/3093-2020/3765 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü: - K A R A R -

Davacı vekili; davalı borçlu ... hakkında Balıkesir 4. İcra Müdürlüğünün 2013/8182, 8184, 8186 ve 8188 sayılı dosyaları ile icra takibi başlattıklarını, davalının herhangi bir malvarlığının tespit edilememesi üzerine haricen yaptıkları araştırmalar sonucunda, davalının 685 parsel sayılı taşınmazını takip tarihinden kısa bir süre evvel damadına sattığını öğrendiklerini, ancak yasal hükümler karşısında anılan tasarrufun bağış niteliğinde olduğunu belirterek davalı ...’a yapılan tasarrufun iptaline ve anılan taşınmazın cebri icra yoluyla satışını sağlamak üzere yetki verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili; davalının davaya konu taşınmazı konut ihtiyacı nedeniyle diğer davalıdan satın aldığını, bu nedenle de 50.000,00 TL kredi kullandığını ve 70.000,00 TL bedel ile taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davaya konu taşınmazın davalı ...'e 70.000,00 TL bedel ile satıldığı ve davaya konu taşınmazın keşfen belirlenen değerinin de ortalama 95.000,00 TL olduğu anlaşıldığından, edim ile taşınmazın değeri arasında fahiş bir orantısızlık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine dair verilen 21/04/2015 tarihli kararın, davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 22/06/2020 gün ve 2018/3093-2020/3765 sayılı ilamı ile davanın dayanağı olan icra dosyasında borçlu adresinde haciz olmaması veya dosyaya aciz vesikası ibraz edilmemesine göre davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından süresi içinde kararın düzeltilmesi talep edilmiştir. Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonucunda:

1.Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Somut olayda davacı alacaklı tarafından borçlu adresinde 17/09/2020 tarihinde haciz yapılmış ve haczi kabil mala rastlanmamıştır. Borçluya ait alacağı karşılar nitelikte mal varlığı da bulunamamıştır. Bu durumda 17/09/2020 tarihli haciz tutanağının İİK'nun 105. maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekirken, mahkemece bu hususun gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.

2.Somut olayda davacının takibe koyduğu alacağının 10/08/2012, 11/08/2012 ve 21/09/2012 tanzim tarihli üç adet bonodan kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. İptali istenen tasarruf ise 09/12/2010 tarihinde yapıldığından tasarrufun borçtan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı bonoların ve ilamsız takibe konu alacağın tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır.

O halde mahkemece, davacı vekiline icra takiplerinin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı kooperatif olduğuna göre ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip yasal maddeleri açıklanan iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi, aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece; bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde; ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yalnızca davacı tarafından sunulan faturalara göre borcun doğumunun tasarruftan önce olduğu sonucuna varılması doğru görülmemiştir.

3.Borcun; tasarruf tarihinden önce doğduğunun tespiti halinde yapılacak esastan incelemede; yukarıda anlatıldığı üzere İİK.nun 280. maddesinin değerlendirilmesi de gerekmektedir.

İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlenmiştir. Mahkemece, borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun tespiti halinde; davalı 3.kişi ...’in davalı borçlu ...’in damadı olduğunun anlaşılmasına göre; davalı 3.kişinin İİK’nun 280/1.maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar ../... kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2020 gün 2018/3093-2020/3765 sayılı düzelterek onama ilamının kaldırılarak; hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2020 gün 2018/3093-2020/3765 sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin 21/04/2015 gün ve 2013/391-2015/284 sayılı hükmünün BOZULMASINA, tashihi karar peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk İİK md.105 İİK md.277 İİK md.280/1 K3765 md.442
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog