(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/7228
- Karar No
- 2010/8750
- Karar Tarihi
- 25.10.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/7228 E. , 2010/8750 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalı ...’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı borçlunun asıl borca kefil olduğunu, asıl borcun tahsili için yapılan ipoteğin paraya çevrilmesine dair takibin sonuçlanmadığı, asıl borçlunun ipotek ettirdiği taşınmazın değeri, davalı ...’un otomobili ve diğer menkul malları nazara alındığında banka alacağının karşılanabileceği gerekçesiyle ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Mahkemece, davacı bankanın takip dosyasındaki alacağını karşılayacak miktarda borçlunun malvarlığı olduğu ve davalılar arasında hiçbir yakın ilişki bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç için yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir.
Davacı Banka halen Yatağan 1. İcra Müdürlüğünün 2009/119 Talimat dosyası üzerinden devam etmekte olan ...
1.İcra Müdürlüğünün 2008/3497 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yaptığı takipten bağımsız olarak ve mükerrer tahsilat olmaması koşulu ile işbu davanın dayanağı olan ...
1.İcra Müdürlüğünün 2008/3496 esas sayılı takibini başlatmış olup ipotekli takipte belirlenen taşınmaz kıymeti de 99.683 TL olarak belirlenmiştir.
Davalı borçluya ait olan ... plaka sayılı araç üzerinde bulunan ipotek nedeniyle ipotek alacaklısı tarafından yapılan takip sonucu aracın satışının yapıldığı ve ipotek alacağını dahi karşılamadığı dosya içine getirtilen ...
1.İcra Müdürlüğünün 2009/9169 esas sayılı takip dosyasından anlaşılmaktadır. Davalı borçlu ... ile davacı banka arasında yapılan sözleşmede davalı ... da müşterek borçlu ve müteselsil kefildir. Bu nedenle borç aslı ve ferilerinden de sorumludur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı borçlunun, davacı alacağının asıl ve ferilerini karşılayacak miktarda malı bulunmadığı ve aciz halinin gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca davalılar arasındaki satışta İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde belirtilen iptal nedenlerinin bulunup bulunmadığı ve davalılar vekilinin 03/12/2008 tarihli cevap dilekçesinde davalı ... tarafından borçlu ...’a verilen 40.000 YTL borcun İİK’nın 279/2 kapsamında olup olmadığı ve satılan yerde 12/02/2009 tarihinde yapılan haciz sırasında işyerinde eski sahibi borçlu ...’un adını taşıyan tabelaların bulunması hususunun zapta geçirilmesi de nazara alındığında borçlunun halen bu işyerini kullanmaya devam edip etmediği yönünden deliller toplanmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.