Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Marka tecavüzüne ilişkin taleplerin yasal mevzuat gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin olduğunu, ancak davacı tarafın 2016 yılından 3 yıl sonra huzurdaki davayı açtığını, açılan davada davacının iddialarına karşı zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının taleplerinin marka tecavüzüne ilişkin ise de somut olayda marka hakkına bir tecavüz söz konusu olmadığını, ticaret ünvanı kullanımı olduğunu, davalı tarafın marka ibaresinde hiçbir taklit ya da iltibasın olmadığını, davalı müvekkilinin kendi ismi olan ... 'tan ismini ticaret ünvanı olarak kullandığını, müvekkilin işletmesindeki tabelada dahi " ..." ibaresinin mevcut olup davacının markasıyla iltibas mevcut olmadığını, Bakırköy .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosya ile yapılan tespitin hatalı olduğunu ve buna ilişkin İstinaf Kanun yoluna başvurulduğunu, ilgili delil tespiti dosyasında bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı hazırlandığını, dosya içerisinde yer alan " ..." ibaresinden hiç bahsedilmediğini, doğrudan "... " ibaresi olduğunun belirtildiğini, ayrıca müvekkilinin ürün ambalajlarının üstüne kime ait olduğunu göstermek amacıyla yapıştırılmış kağıtların marka ibaresi şeklinde hatalı olarak değerlendirildiğini ve gerçeğe aykırı bir rapor tanzim edilerek haksız bir karar oluşturulduğunu, bilirkişi raporunda yer alan fotoğrafların top kumaşların alıcısına ilişkin boyahane tarafından yapıştırılan etiketlerden ibaret olduğunu, ancak raporda bu durumun farklı aksettirilmek suretiyle bir marka yapıştırması şeklinde değerlendirildiğini, söz konusu rapordaki fotoğraflara bakıldığında bu yapıştırmaların marka olabilecek nitelikte etiketler olmadığı alıcısını belli etmek amacıyla yapıştırılmış etiketler olduğunun açıkça görüleceğini, davaya konu her iki tarafın da toptan kumaş alım satım işi yaptığını, müşteri kitlesinin ticari şirketlerden oluştuğunu, TTK gereği basiretli davranma yükümlülükleri var olduğundan isimlerin karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, bu nedenle somut olayda bir marka iltibasının söz konusu olmayıp davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davacı tarafın amacının marka tecavüzü olmayıp yakınında rakip istememesi nedeniyle kötü niyetli olarak müvekkil firmanın sektörden silinmesini sağlamaya çalışmak olduğunu, Uzunca bir süre geçmesine rağmen huzurdaki davanın yeni açılmış olmasının bu durumu gözler önüne serdiğini, TTK uyarınca kişilerin isimlerinin ticaret unvanlarında kullanmasının hukuken serbest olduğunu, İçtihat gereğince müvekkil tarafından ... Kumaşçılık ibaresinin önüne sayı eklenmek suretiyle bu hususun da giderilmiş olduğunu, Haksız rekabetin düzenleniş amacının gerçek veya tüzel kişilerin tüm ticari emek ve hayatlarını sonlandırmak olmadığını, ancak davacı tarafça haksız rekabet düzenlemesi kullanılmak suretiyle bunun yapılmaya çalışıldığını, izah edilen nedenlerden ötürü davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın