2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2006/19987 E. , 2007/14622 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :22.6.2006
NUMARASI :Esas no: 2004/358 Karar no:2006/200
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava Türk Medeni Kanununun 217. maddesinden kaynaklanmaktadır. 4787 Sayılı Yasanın 5133 Sayılı Yasa ile değişik 4/1 maddesi gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanan davalara Aile mahkemesince bakılacağını hükme bağlamıştır. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması da zorunludur. Gerçekleşen bu durum karşısında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ. Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 01.11.2007 Prş. KARŞI OY YAZISI:
Davacı vekili; 15.7.2004 tarihinde açtığı dava ile; müvekkili ile davalının evliliklerinin devamı sırasında, davalının; müvekkilinin kefaleti ile, anne ve babasının Almanya’daki dairesini ve onların hayat sigortalarını teminat göstererek Alman bankalarından 20.10.2000 tarihinde 170.000 Alman markı kredi aldığını, davalının, aldığı kredinin geri ödemeye ilişkin taksitlerini 2003 yılı Ocak ayından itibaren ödemediğini, o tarihten beri davalının ödemesi gereken tüm banka kredi taksitlerini, müvekkilinin ödediğini, kredi çekilirken teminat gösterilen müvekkilinin anne ve babasına ait Almanya’daki dairenin, kredi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle satışı tehlikesi doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000 Euro alacağının, dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Aynı davacı tarafından 1.10.2004 tarihinde açılan dava; yukardaki dava ile birleştirilmiştir. Birleştirilen dava; eşe ve kayınvalideye karşı açılmış olup; davalı eşin Alman bankalarından çektiği 170.000 Alman markını 8.11.2000 tarihinde Ankara’da oturan annesi diğer davalı H’ye havale yoluyla gönderdiği, annesi H’nin, gönderilen bu para ile, Ankara Çankaya tapusuna kayıtlı 8433 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki daireyi davalı adına aldığı, davalı F’ın, bu taşınmaz üzerinde annesi H lehine irtifak hakkı tesis ettiği, bilahare de davalının bu taşınmazı muvazaalı olarak satış göstererek 6.5.2003 tarihinde annesine devrettiği iddiasına dayalı, muvazaalı tasarrufun iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile davalının kredi borcuna mahsuben davacı tarafından ödenen 2.170.15 Euro’nun dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalı F’tan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine; birleşen davanın kabulüne, muvazaalı tasarrufun iptali ile taşınmazın yeniden davalı F adına tesciline karar verilmiştir. Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Aile Mahkemeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işleri ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi işlerini görürler. (4787 s. K. m.4) Asıl dava, kefalet ilişkisinden kaynaklanmakta olup, kefilin borçlu yerine alacaklıya eda ettiği şeyin, borçludan tahsili isteğiyle ilgilidir. (BK.m.496) Birleşen dava ise, muvazaalı tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Her iki davanın da eşler arasındaki mal rejimiyle ilgisi bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 217. maddesinde yer alan hüküm, mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemeyeceğine dair olup, bu madde borç ilişkisinin esasıyla ilgili değildir. Bu bakımdan, davaların Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. İşin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine ilişkin bozma yönünde oluşan görüşüne katılmıyorum.