20. Hukuk Dairesi
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin, "..." ibaresini 1'den 34. Sınıfa kadar olan tüm malların satışına özgülenmiş 35. Sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden tescili için 2016/19986 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı Şirketin başvuruya 556 sayılı KHK'nın 8/1-b, 8/3, 8/4 ve 8/5 maddelerine ve kötü niyet vakasına dayalı olarak yaptığı itirazının nihai olarak YİDK'ın 2017-M-5488 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 08/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerinde 05/09/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, davacının ticaret unvanına dayalı olarak, başvuru kapsamında bulunan ve karar yerinde belirtilen hizmetler yönünden 556 sayılı KHK 8/5 maddesi kapsamında önceye dayalı sınai hakkının bulunduğu, davacının diğer iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup tarafların istinaf itirazları gözetildiğinde somut olayda uyuşmazlık, dava konusu "..." ibareli başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı olup olmadığı, davacının 2005/43543 sayılı markası ile dava konusu başvuru arasında KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının dava konusu başvuruyu oluşturan ibare üzerinde KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca önelik hakkı olup olmadığı, somut olay bakımından KHK'nın 8/5 maddesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dairemizce de dava konusu ,"..." ibareli başvurunun tescili istenen 35. Sınıf hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-f maddesi uyarınca yanıltıcı bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına menset 2005/43543 sayılı markası arasında iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının dava konusu ibare üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca öncelik hakkı bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötüniyetli olmadığı kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin açıklanan hususlardaki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira, bir işaretin 556 sayılı KHK’nın 7/1-f bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı vb. hususlarda mal veya hizmet ile ilgili halkı yanıltıcı nitelikte olması gerektiği, dava konusu başvuruda tali unsur niteliğinde olan "alıveriş merkezi" ibaresinin yer almasının başvurunun anılan madde kapsamında yanıltıcı olduğu anlamına gelmeyeceği, diğer taraftan dava konusu "..." ibareli başvuru kapsamında yer alan 35. Sınıf mağazacılık hizmetleri ile davacının itirazına mesnet 2005/43543 sayılı markasının kapsamında yer alan 35. Sınıf "İş idaresi konusunda danışmanlık hizmetleri (işletme bilgileri), ticari veya endüstriyel yönetimde yardım hizmetleri, iş idaresi ve organizasyonu konusunda danışmanlık hizmetleri (yeniden yapılanma), otel yönetimi hizmetleri, iş konularında değerlendirme hizmetleri (iş ve zaman etüdü), iş konularında bilgi toplama hizmetleri, iş ile ilgili araştırma hizmetleri (üretim sürecinin ve yöntemlerinin), iş konusunda istatistik çalışmaları hizmetleri, personel ile ilgili hizmetleri", 36. Sınıf ."Gayrimenkul İşleri: Emlak komisyonculuğu hizmetleri, apartman yöneticiliği hizmetleri... Menkuller için değer biçme (kıymet takdiri) hizmetleri:" 37. sınıf "İnşaat hizmetleri: binaların iç ve dış cephelerinin boyanması hizmetleri, Temizlik hizmetleri: Baca temizleme hizmetleri, binaların iç ve dış yüzeylerinin temizlenmesi hizmetleri, yol süpürme hizmetleri, pencere camı temizleme hizmetleri, yol süpürme makinelerinin kiralanması hizmetleri, temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri... binaların yenilenmesi hizmetleri", 39. sınıf "Elektrik dağıtım hizmetleri,; kara araçlarının bakım ve tamir hizmetleri Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri..".43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel, tatil köyü, pansiyon v.b. hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri..." arasında herhangi bir benzerliğin mevcut olmadığı, farklı dağıtım kanallarına haiz, farklı ihtiyaçları karşılamaya yönelik, farklı sektörel konulara ilişkin olan ve farklı tüketici kitlelerini hedef alan bu hizmet gruplarının birbirleri ile aynı, aynı tür ya da benzer olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı açıklanan nedenle taraf markaları arasında emtia benzerliğne ilişkin şart gerçekleşmediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, ayrıca mahkemece alınan birlikişi raporunda da açıklandığı üzere davacının “...” ibareli tescilsiz kullanımının “alışveriş merkezi kurulması ve işletilmesi hizmeti” ne ilişkin bulunduğu, davacının bu faaliyetinin mağazacılık hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka uyuşamazlıkta verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2011/9927 E- 2013/12798 K sayılı ilamında da aynı sonuca varıldığı, bu itibarla davacının “...” ibaresini, 35. Sınıf mağazacılık hizmetlerinde markasal olarak kullandığını ve bu kullanımın 556 sayılı KHK'nın 8/3. maddesi kapsamında kendisine hak bahşedecek seviyeye ulaştığını ispat edemediği, yine davalı Şirketin ,ilki 1999 yılında olmak üzere "..." ibareli pek çok marka tescilini gerçekleştirdiği, hatta dava konusu başvuru ile aynı olan 2003/21404 sayılı markasının da bulunduğu, 35. sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde de tescilli bulunan 2003/21404 sayılı markasının yenilenmemesi nedeniyle hükümden düşmesi üzerine, aynı ibare ve biçimli dava konusu başvurunun yapıldığı tarihteki sınıflandırma tebliğine uygun olarak 35. sınıf özelleştirilmiş mağzacılık hizmetlerinde tescil edilmek istenmesinin kötü niyetli olarak değerlendirilmeyeceği, sırf davacının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunulmasının da davalı Şirketin kötü niyetli marka başvurusunda bulunduğunu göstermeyeceğinden kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın