12. Hukuk Dairesi
Davalılar vekili; müvekkillerinin kefaletinin BK hükümleri gereği sona erdiğini, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'ya göre kefalet ilişkisi kurulurken kefil olma iradesinin, kefaletin azami miktarının, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olduğunun hem gerçek hem tüzel kişi kefil tarafından açıkça el yazısı ile belirtilmesinin kefaletin geçerlilik şartı haline getirildiğini, genel kredi sözleşmesi incelendiğinde bu şartları taşımadığından kefaletlerin geçersiz olduğunu, müvekkilleri tarafından davacı bankaya Bakırköy ... Noterliğinin 14/12/2015 tarihli ihtarnamesi ile asıl borçlu şirkette yer alan hisselerinin 06/11/2015 tarihinde ...'e devredildiği, bu tarihten sonra asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerden sorumlu olunmayacağı hususunda bildirimde bulunulduğunu, kefaletten kaynaklanan imzalanan sözleşme sonrası kullandırılan kredilerin tamamı kapatılmış olup, takip konusu edilen kredilerin ihtarname sonrası kullandırılan kredilerden kaynaklandığını ve bu nedenle müvekkillerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, TBK gereği genel işlem şartı sayılan genel kredi sözleşmesinin müvekkilleri aleyhine olan tüm hükümlerinin geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 09/02/2012 tarihinde 250.000-TL limitli, 18/06/2012 tarihinde 500.000-TL limitli ve 14/08/2012 tarihinde 750.000-TL limitli üç ayrı genel kredi sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmelerden ilk iki sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak ... ve ...'in son sözleşmeyi ise ..., ... ve ...'nın da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kefillerin kefalet limitlerinin tüm sözleşmelerde, sözleşme tutarları ile sınırlı olduğu, 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğe girmesinden önce yapılan kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu, son sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle davalı ...'nın şirket ortağı olduğu, her iki davalının kefalet sözleşmelerini kefalet limiti dahil olmak el yazıları ile yazıp imzaladıkları, eş muvafakatlerinin alındığı, ayrıca asıl borçlunun daha önce doğan borçlarının da kefalet kapsamında olduğunun davalılarca kabul edildiği, buna göre 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra akdedilen kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu, dava dışı şirkete 06/01/2016 tarihinde 30.000-TL bedelli, 30/06/2016 vadeli, 28/01/2016 tarihinde 35.000-TL bedelli ve 30/06/2016 vadeli, 16/03/2016 tarihinde 34.500-TL bedelli ve 30/07/2016 vadeli çekler karşılığında iskonto kredileri kullandırıldığı, yine 02/02/2016, 26/02/2016, 28/03/2016 tarihli toplam 58.000-TL tutarında rotatif kredi kullandırıldığı, ayrıca kredili mevduat hesabı tanımlandığı ve 10 yapraklı çek karnesi verildiği, davacı tarafça hesabın 10/05/2016 tarihinde kat edildiği, üç ayrı iskonto kredisi için toplam 99.500-TL, rotatif kredi için 59.648,88-TL, KMH için 31.157,05-TL olmak üzere toplam 190.285,93-TL nakdi alacağın ve çek depo bedeli için 12.900-TL gayrı nakdi alacağın tebliğden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesi içerikli ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu ve davalılara 16/05/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 18/06/2015 tarihinde temerrüde düştükleri, davalılar aleyhinde 27/06/2016 tarihinde ilamsız icra takibine girişildiği, davalıların takibe süresinde itiraz ettikleri; bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının, dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibariyle; 99.500-TL iskonto kredisi, 59.512,58-TL rotatif kredi, 5.754,12 TL KMH kredisi olmak üzere toplam 164.766,70-TL asıl alacak, 332,99-TL işlemiş akdi faiz, 16,65-TL BSMV, 6.868,34-TL işlemiş temerrüt faizi, 343,42-TL BSMV, 1.631,32-TL noter masrafı olmak üzere toplam 173.808,12-TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de; gerek hesap kesim tarihi, gerek takip tarihi itibariyle, dava dışı asıl borçluya kullandırılan iskonto kredileri için alınan 30.000-TL bedelli, 30/06/2016 keşide tarihli; 35.000-TL bedelli, 30/06/2016 keşide tarihli ve 34.500-TL bedelli, 30/07/2016 keşide tarihli çeklerin vadelerinin henüz dolmadığı, hesap kesim ve takip tarihi itibariyle iskonto kredilerin doğan alacağın muaccel olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının dava dışı asıl borçludan takip tarihi itibariyle 59.512,58-TL rotatif kredi, 5.754,12-TL KMH, 7.201,33-TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi (332,99 TL + 6.868,34 TL), 360,07-TL BSMV (16,65+343,42-TL) ile 1.631,32-TL belgeli ihtar masrafı olmak üzere toplam 74.459,42-TL alacaklı olduğu, asıl alacağın 59.512,58-TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %100 oranında, 5.754,12-TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 oranında temerüt faizi işletilmesi gerektiği, ayrıca takip tarihi itibariyle henüz karşılıksız ibraz edilmemiş ve asıl borçlu tarafından bankaya iade edilmemiş 10 adet çek yaprağının depo bedeli olan 12.900-TL'nin asıl borçlu tarafından bankaya depo edilmesi gerektiği; davalıların geçerli kefalet sözleşmeleri uyarınca bankanın nakdi alacağından sorumlu oldukları, yine sözleşmenin 23. maddesi uyarınca kefillerin gayrı nakdi alacaktan da sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; mahkemece iskonto kredileri bakımından bilirkişi raporlarına aykırı ve eksik inceleme neticesinde, iskonto kredilerinden doğan alacağın muaccel olmadığından bahisle davanın kısmen reddine karar verildiğini, dosyada mübrez denetime elverişli kök ve ek bilirkişi raporlarında, hesap kat ihtarnamesi doğrultusunda iskonto kredisi de dahil olmak üzere davacı banka tarafından talep edilen tüm alacak kalemlerinin gerçeğe uygun ve haklı olduğunun tespit edildiğini, mahkemece iskonto kredilerinden doğan alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı kabul edilmişse de, davalılar ve dava dışı şirket ile imzalanan ilgili genel kredi sözleşmesinde, borcun hesap kat ihtarnamesiyle muaccel hale geleceğinin açık bir şekilde düzenlendiğini, davalıların kat ihtarnamesine yasal süresinde itiraz etmediklerini, bu nedenle tüm alacak muaccel hale gelmiş olup borçluların 18.06.2016 tarihinde temerrüte düştüğünü, bir an için iskonto kredisi yönünden hesap kat ihtarnamesi ve takip tarihleri itibariyle bu kısım alacağın muaccel olmadığı kabul edilse dahi, iskonto kredisine dayanak verilen üç adet çekin karşılıksız çıktığı ve çek bedellerinin ödenmediği yargılama sırasında sabit olduğundan, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle iskonto kredisi alacağı yönünden davanın usulden reddine karar verilerek, davalı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili; öncelikle mahkemece kabul edilen kısım yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilirken, reddedilen kısım açısından müvekkilleri lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin kefaleti 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK gereğince sona erdiğini, yeni kanun ile kefalet sözleşmesi kurulurken, kefil olma iradesinin, kefaletin azami miktarının, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olduğunun kefil tarafından açıkça el yazısı ile belirtilmesinin kefaletin geçerlilik şartı haline getirildiğini, bu şartları taşımayan kefaletin geçersiz olduğunu, ayrıca müvekkilleri tarafından davacı bankaya Bakırköy ... Noterliğinin 14/12/2015 tarihli ihtarnamesi ile asıl borçlu şirkette yer alan hisselerinin 06/11/2015 tarihinde ...'e devredildiği, bu tarihten sonra asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerden sorumlu olunmayacağı hususunda bildirimde bulunulduğunu, kefaletten kaynaklanan imzalanan sözleşme sonrası kullandırılan kredilerin tamamı kapatılmış olup, takip konusu edilen kredilerin ihtarname sonrası kullandırılan kredilerden kaynaklandığını ve bu nedenle müvekkillerinin ihtarname tarihi olan 06.01.2015 tarihinden sonra kullandırılan kredilerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda hakim tarafından yapılabilecek hukuka aykırı ve yanlış yorum ve kanaatlere yer verilmiş olup, bunun kabulünün mümkün olmadığını, yeni TBK gereği genel işlem şartı sayılan genel kredi sözleşmesinin müvekkilleri aleyhine olan tüm hükümlerinin geçersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın