44. Hukuk Dairesi

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul ... İcra Müd.'nün ... sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, icra takibine konu üç adet bono üzerindeki yazıların müvekkili ...'a ait olmadığının kendisince tespit edildiğini, bonolardaki yazıları açıkça inkar ettiğini, bu sebeple İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davaya konu bono asılları incelendiğinde tanzim tarihlerinin 15/03/2013 olduğunu ve davalı tarafından bononun zorunlu olan yasal unsurlarından vadelerinin de 01/01/2020, 01/02/2020 ve 01/03/2020 olarak yazıldığını, hayatın olağan akışı içerisinde 7 yıl vadeli bono düzenlenmesinin mümkün olmadığını beyanla davanın kabulüne, dava sonuna kadar icra takibinin durdurulmasına, sahte olarak tanzim edilmiş takip konusu bonoların iptallerine karar verilmesini ve %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesinin 10/06/2022 tarihli ara kararıyla; "Senedin sahteliği iddia edilerek menfi tespit davası açılmasının yahut savcılığa şikayette bulunulmasının HMK'nın 209. maddesi gereğince takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, menfi tespit davalarında takibin durdurulması ile ilgili İİK'nın 72/3. maddesinde yer alan özel hüküm karşısında HMK'nın 209. maddesindeki genel düzenlemeye dayalı ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, davacı yanların icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece maddi vakıaların eksik tespit edildiğini, dava dilekçesinde maddi vakıalara dair, iş bu dava konusu sahte bonolara ilişkin alacaklı görünen davalıya teminat olarak ipotek alacağı tesis edildiğini ve bu ipotek alacağının daha sonra müşteri çekleri ile ödenmesi ile ipoteğin fekkedildiğini ve davalının sahte bonoları teslim etmeyerek senedin zorunlu unsurlarını kendisi doldurmak suretiyle icra takibine konu ettiğini, ilk derece mahkemesi her ne kadar kararında dava dilekçesi ve eklerinin incelendiği belirtilmiş ise de; mahkemenin maddi gerçeği ortaya koymasına kadar geçecek süre içerisinde davacı/tedbir talep edenlerin geri dönüşü mümkün olmayan zararlara uğramaması için tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, -6100 Sayılı HMK'nın 209. maddesi hükmünün açık ve emredici bir düzenleme olduğunu, İİK'nun 72/3 maddesinde yer alan özel hüküm karşısında HMK'nın 209. maddesindeki genel düzenlemeye göre red gerekçesinin hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre sahte senedin dava sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamayacağının açık olduğunu, HMK'nın 209. maddesinin İİK'nın 72/3. maddesine kıyasla özel hüküm niteliğinde olduğunu, tedbir talebimizin reddine dair kararının HMK'nın 394/5. hükmü uyarınca ve öncelikle ele alınarak kaldırılmasına/düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, 2004 Sayılı İİK'nın 72. maddesine göre açılan menfi tespit davası olup, istinaf incelemesine tabi uyuşmazlık konusu ise ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararıdır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap