2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/8319 E. , 2012/27905 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Fatsa Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :07.02.2012
NUMARASI :Esas no:2010/495 Karar no:2012/134
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı koca tarafından tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Davacı kadın, müşterek çocuk ,8.02.1991 doğumlu A.için eğitimine devam ettiğini gerekçe göstererek iştirak nafakası talep etmiştir.
Velayet ve velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve giderlerine katılma zorunluluğu çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer (TMK.md.335, 328/1). Çocuk ergin olduğu halde, eğitimi devam ediyorsa ana babanın eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğü ergin çocuk tarafından açılmış bir nafaka davası varsa dikkate alınır. E.çocuk tarafından ana ve babanın açıklanan yükümlülüğüne dayanılarak açılmış bir dava bulunmamaktadır. Öyleyse dava tarihinden önce ergin olan çocuk için davacı yararına iştirak nafakası takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3.Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusurunun bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı orantısız ve çoktur. Daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.