(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/3370 E. , 2011/4050 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işvern nezdinde Temmuz 1982-30.11.1983 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, davacının 1982 Temmuz-30.11.1983 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 01.01.1983- 30.11.1983 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz asgari ücretle hizmet akti ile çalıştığının tesbitine,fazla talebin reddine karar verilmiştir.
4.10.1965 tarihinde doğan davacının mahkemece sigortalı olarak kabul edildiği 01.01.1983 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılmaktadır.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 60/G maddesine göre, 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir. Başka bir anlatımla, 18 yaştan önceki süreler sigortalılık süresine sayılmaz isede, prim ödeme gün sayılarının hesabında nazara alınır. Bu bakımdan, 18 yaştan önceki sürelerin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilmek üzere tesbiti gerektiği açık-seçiktir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.