10. Hukuk Dairesi         2022/9070 E.  ,  2022/12460 K.

"İçtihat Metni"Bölge Adliye

Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

No :

Dava, hizmet tespiti ve kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne, davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı fer'i müdahil kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esasdan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince verilen fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi I-İSTEM

Davacı vekili; davacı ...'ün, davalı ...’e ait ... sicil nolu araç bakım ve tamiri yapan işyerinde 01.09.1990 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı ... tarafından da 04.10.1990 tarih ve ... evrak kayıt ile işe giriş bildirgesi verildiğini, davacının ... sicil dosyasının incelenmesinde davacının davalı ... yanında çalışması görünmediğini, davalı ... tarafından davacının 01.09.1990 tarihinde işe başladığına dair 04.10.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı ... ... İl Müdürlüğü kayıtlarında mevcut olduğunu, davacının davalı ... yanında 01.09.1990 tarihinde işe başladığı davalı ... tarafından diğer davalı ...’na bildirilmiş olması nedeniyle davacının davalı ... yanında çalışmasına ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bildirim yapılmış olması nedeniyle de zamanaşımının söz konusu olmadığını, davalı ... tarafından kuruma verilen işe giriş bildirgesi davalı ... tarafından dikkate alınmamış olması nedeniyle davacının 01.09.1990 tarihinde başlayan hizmeti görünmediğinden dolayı yaşlılık aylığı bağlanmadığını, davacının 11.02.2020 tarihli yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin Kurumun ... sayılı yazıları ile reddedildiğini, red kararının açıkça yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, davacının davalı ... yanında çalıştığı hizmet süresi dikkate alınması durumunda davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağını belirterek davacı ...’ün davalı ... yanında 01.09.1990 – 13.05.1996 tarihleri arası sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, davacı ...’ün yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile davalı ...’nın davacının yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin reddine ilişkin işlemin iptaline, Mart 2020 tarihinden itibaren ödenmeyen yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte davalı ...’ndan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II-CEVAP

Davalı vekili; davacının, davalı yanında 5 ay gibi kısa bir süre çalıştığını, bu hususun dosyada yer alan evraklardan ve dosyaya celp edilecek evraklar ile yargılama aşamasında dinletilecek tanık beyanları ile ispatlanacağını, iş akdinin, şüpheye yer bırakmayacak şekilde sonlandırılmasının ardından, 30 yıl sonra davacının işbu davayı açmasının hakkaniyete ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının bir an için böyle bir çalışmasının var olduğu kabul edilse dahi, davacının bu durumu 30 yıl boyunca ileri sürmediğini, ancak emeklilik yaşını doldurduktan sonra ileri sürdüğünü ve talep ettiğini, her ne kadar, yerleşik içtihatlar uyarınca; hizmet tespiti davalarına ilişkin hak düşürücü sürenin işçinin sigortalılığına ilişkin bir tespit yapılması halinde işlemeyeceği kabul edilmiş ise de kanaatlerince bu durumun, işbu dava açısından geçerli olmadığını, iş akdinin kesin ve net bir şekilde sonlandığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının davasının 5 yıllık hak düşürücü süre kapsamında kaldığının açık olduğunu, davacının davasının bu yönü ile de reddedilmesi gerektiğini, bütün bu açıklamalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının hukuki mesnetten yoksun işbu davasının reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEME KARARLARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesi, davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali talebi yönünden; Davacının davasını geri alması sebebiyle HMK'nın 123. Maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına, hizmet tespiti talebi yönünden; ... TC nolu davacı ...'ün ... işyeri sicil nolu davalı ...' e ait işyerinde 01.09.1990 tarihinde toplam 1 gün hizmet akdi içalıştığının tespitine karar verildi.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

... Bölge Adliye Mahkemesi, fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun HMK nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esasdan reddine karar vermiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: ... vekili; aylık bağlanma yönünden davacının davasını geri alması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilse dahi kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın 5510 /86-9 maddesi gereğince yasa doğrultusunda hizmet tespiti davası olduğunu, iş bu davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerektiğini, beş yıllık zamanaşımı süresini sadece çalışılan işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin kesilebileceğini, davacının çalışmasını teyit eden hiçbir bildirim olmaması karşısında, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davanın yasal süresinde açılmadığını, esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafça, kuruma ihbar edilen hizmet tespiti davasını kabul etmediklerini, şöyleki; davacının, davalı iş yerinde 01/09/1990 tarihinde 1 gün çalıştığı ve bu çalışmasının kuruma bildirilmediği iddiası ile dava açmış bulunduğunu, dolayısıyla dava açtığı bir kısım sürelerin hak düşürücü süre kapsamında kalmış olması sebebi ile reddedilmesi gerektiğini, (Yargıtay 10.HD. 09/11/2015 tarih ve 2015/17274 E. 2015/18794 K.) kurum kayıtları yazılı belgeler olduğu için, şayet esasa girilecekse, davanın ispatında tanık ifadesi ile yetinilmemesi gerektiğini, bu ifadelerin resmi kurum ve işyeri kayıtlarıyla örtüşmesinin de gerektiğini, davacının çalışmaları işe giriş bildirgesine, aylık ve 4 aylık bordrolara dayanılarak kuruma kısmi olarak bildirilmiş ise de bu çalışmanın işyerinde kesintili gerçekleştiğinin karinesi olduğunu, karinenin tersinin kurum belgelerine eşdeğer belgelerle ispat edilmes gerektiğini, bu durumda tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, kurumca yapılan işlemlerin resmi kayıt ve belgelere dayandığını, dolayısıyla yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle davacının davasının reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Hukuk Muhakemeleri Kanunun 294/4. maddesi; “zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.” hükmü gereği zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HMK.'nun 294 ve 297’inci maddelerine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa ve gerekçeli kararın birbirinden farklı olması kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.'nun değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır.

Davacı tarafından 01.09.1990 tarihinde bir gün çalıştığının ve aylık talebinin reddine ilişkin kurum kararının iptalini talep etmiş, 27.10.2020 tarihli celsede kurum işleminin iptali talebinden vazgeçmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; gerekçeli kararda davacının davalılara ait iş yerinde 01.09.2020 tarihinde bir gün çalıştığının tespitine karar verildiği halde hükmün gerekçe kısmında 01.10.1990 tarihinde iş yerinde fiilen çalıştığının belirtilmesi, bu şekilde kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki yaratılması yukarıda anılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmektedir. O hâlde, fer'i müdahil kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
13.10.2022 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.373/1 HMK md.353/1 HMK md.123