2. Hukuk Dairesi
KARŞI OY YAZISI Tarafların karşılıklı boşanma davaları sonucunda mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı-karşı davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilmiştir. Davacı-davalı hükmün temyiz edilmesinden ve dosyanın dairemize gelmesinden sonra 12.1.2.2012 tarihinde Dairemize gönderdiği dilekçesinde; davalı-davacı kadının kendisini aldatarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını beyan ederek davalı davacıya ait resimler ibraz etmiştir. Sayın çoğunlukla aramızdaki fark dava dilekçesinde dayanılmayıp, temyiz dilekçesinde bile ileri sürülmeyen vakıaların ve delillerin, temyiz aşamasında mahkemece değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu deliller değerlendirilmek üzere hükmün bozulup bozulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 179/1. maddesi, gerekse 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, davanın dayanağı olan bütün vakıaları ve bunlara ilişkin delillerini sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte dava dilekçesine yazmalıdır. Bunlar, dava dilekçesindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Davacı-davalının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse ve bu vakıalar davacı-karşı davalıyı haklı gösteriyorsa, dava kabul edilerek davacı-karşı davalı lehine hükme bağlanır. Dava dilekçesinde ileri sürülmemiş olan vakıalar, davadan sonra kendiliğinden incelenemeyeceği gibi, hakim onları hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz (H.U.M.K m75, HMK. m. 25/1). O halde, sadece dava dilekçesinde bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizmekte ve mahkemece ancak, bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. İşte bu nedenledir ki, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Bir başka ifadeyle hüküm, davacı-davalının dava dilekçesinde dayandığı olayları kapsar. Aksinin kabulü; davacı-davalının dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın hangi aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde “Boşanmada yargılama usulü” ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında “Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, davadan sonra ortaya çıkan ve dava dilekçesinde dayanılmayan fiili ve hukuki olguların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Şu hale göre; her dava ve bu bağlamda -eldeki davada olduğu gibi- boşanma davaları, açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre sonuçlandırılmalıdır. Öyle ki, bu husus vazgeçilmez temel bir hukuk kuralıdır. Dava dilekçesinde, davanın açıldığı tarihe kadar davalı-davacının sadakatsiz davranışlar sergilediğini gösterir bir olayın varlığı da ileri sürülmemiştir. Bu itibarla, dava tarihinden hatta karar tarihinden sonra ileri sürülen bir vakıanın değerlendirilmesi ve hükme esas alınması olanaklı değildir. Nitekim Hukuk Genel Kuruluda 2010/2-227 esas ve 2010/324 karar sayılı 16.06.2010 tarihli kararında da her davanın açılmasına kadar gerçekleşen ve dava dilekçesinde dayanılan hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir. Dava dilekçesinde gösterilmeyen bir vakıanın, davadan, karardan ve hatta temyiz den sonra ileri sürülemeyeceği ve hükmün bu sebeple bozulamayacağı düşüncesiyle usul ve kanuna uygun hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın