2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/9945 E. , 2012/7701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Erciş Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :26.01.2011
NUMARASI :Esas no:2010/466 Karar no:2011/61
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Mahkemece davalı kadın kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kadının eşine ve onun babasına hakaret ettiği, eşini istemediğini,sevmediğini söylemesine karşılık, davacı kocanın da eşinin rahatsızlığı ile ilgilenmediği, hakaretler edip istemediğini, eve dönmemesini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda; tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı kocanın boşanma davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde belirtilen boşanma koşulları gerçekleştiğine göre verilen boşanma kararı sonucu itibariyle doğru olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına (HUMK m.438/son) karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2.Davalı kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği sabit olmuştur. Nafaka talebinin isteniş şekline göre yoksulluk nafakası isteğini de içerdiği dikkate alınmak suretiyle miktarı açıklattırılarak yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken isteğin reddi doğru olmamıştır.
3.Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md. 3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi md. 1; TMK. md. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md. 4/b)dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Annenin ekonomik durumunun yetersiz olaması tek başına anneye velayetin verilmeme nedeni olarak kabul edilemez. Çocuklardan Y.C..2005, Ö. F.. 2008 doğumludur. Çocukların yaşları gözetildiğinde anne sevgi, şefkat ve ilgisine muhtaç çağda oldukları anlaşılmaktadır.
Annenin velayet görevini ihmal ettiği kanıtlanmış değildir. Bütün bu açıklamalar karşısında; çocukların velayet düzenlemesi konusundaki üstün yararlarının, velayetlerinin anneye bırakılması olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyleyken mahkemece çocukların geçerli üstün yararları olmadığı halde, yazılı şekilde velayetlerinin davacı babaya bırakılması isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamına göre davalının müşterek çocuklar için talep ettiği nafakalara ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.03.2012 (Prş.)