(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/9365 E. , 2008/190 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazmninat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait dükkanı aylık 150.000.000 TL kira bedeli üzerinden 1.1.2004 tarihli üç yıllık kira sözleşmesi ile kiraladığını, davalının 8.3.2004 tarihinde kiralananı üçüncü kişiye satması ve yeni malikin tahliye istemli ihtarı üzerine dükkanı tahliye ederek, 1.5.2004 tarihinde aylık 240.000.000 TL kira bedeli ile başka bir yer kiraladığını, yeni işyeri açılması nedeniyle 2.000.000.000 TL masrafı olduğu gibi, daha yüksek bedelle kira sözleşmesi yapmak zorunda kalması nedeniyle de üç yıllık sürede toplam 3.240.000.000 TL zararı bulunduğunu, ayrıca tahliye etmiş olduğu kiralanana 2.210.000.000 TL değerinde faydalı masraflar da yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, toplam 7.450.000.000 TL maddi, 2.000.000.000 TL de manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ile ilk olarak 1.5.1998 tarihinde, son olarak da 1.5.2001 tarihinde kira sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmenin 1.5.2003 tarihinde kendiliğinden yenilendiğini, ödenmeyen kira bedellerinin tahsili işlemleri için dava dışı Muhittin Aşaroğlu’na vermiş olduğu 15.4.2002 tarihli vekaletname ile rızası ve bilgisi dışında kendisine vekaleten davalı ile imzalanan 1.1.2004 tarihli kira sözleşmesinin kendisini bağlamadığını, taşınmazı satmış olması nedeniyle davcının herhangi bir zararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının kendi ihtiyacına yönelik olarak yapmış olduğu tadilat bedellerini isteyemeyeceği, ancak bunlardan kiralayanın benimsemiş olduklarını sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 460.000.000 TL’nin tahsiline, bunun dışındaki diğer tüm taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 2007/9365 2008/190
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Taraflar arasında ilk olarak 1.5.1998, daha sonra 1.5.2001 tarihinde kira sözleşmeleri yapıldığı, son olarak da davalının dava dışı ...’na vermiş olduğu 15.4.2002 tarihli vekaletnameye dayalı olarak davalıyı temsilen adı geçen vekil ile davacı arasında 1.1.2004 tarihli kira sözleşmesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar kendisine vekaleten yapılan 1.1.2004 tarihli sözleşmenin, vekili tarafından rızası ve bilgisi dışında yapıldığını, bu nedenle kendisini bağlamayacağını savunmuşsa da, davalının 15.4.2002 tarihli vekaletname ile “...bilcümle taşınmazımı dilediği bedel ve şartlarla özel veya tüzel kişilere, resmi dairelere kiraya vermeye, kira sözleşmelerini tanzim ve imzaya, yenilemeye, feshetmeye, sürelerini uzatıp şartlarda değişiklik yapmaya...” yetkilerini verdiği dava dışı vekilinin, verilen yetki kapsamında davacı ile yapmış olduğu bu sözleşme, vekaletin kötüye kullanıldığı ispat edilemediğinden geçerli olup, davalı da bu sözleşme ile bağlıdır. 1.1.2004 tarihli sözleşmenin “özel şartlar” başlıklı bölümünün 6. maddesinde “Kiracı yapılan masrafları mal sahibinden çıkarken talep edebilecektir. Yapılan masraflar, pimapen, mineflo Avrupa kaplama, şirit bank, boya badana, stop lambalar, elektrik sayacıdır.” Hükmü bulunmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da son olarak yapılan ve geçerli bulunan söz konusu bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi de zorunludur. O halde mahkemece anılan sözleşme ve dava açılmadan önce yaptırılan tesbit kapsamına göre davacının talep edebileceği kiralanana yapmış olduğu faydalı masraflar belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, sözleşme hükümleri değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.