2. Hukuk Dairesi

KARŞI OY YAZISI Davacı erkek eşin açtığı boşanma davasının sebebinin SAYISI KONUSUNDA değerli çoğunluk ile aramızda çekişme vardır. Davacı erkek eş dava dilekçesinde "Dava Konusu: Zina Sebebiyle Boşanma" açıklamasından sonra Talep sonucunda: "Zina Sebebiyle Boşanma davasının" kabulünü istediği ve dava dilekçesinin bu şekilde yazıldığı konusunda aramızda çekişme yoktur. Davacı erkek eş İKİ SEBEBE dayanarak açabileceği davayı TEK SEBEBE dayanarak açmıştır. Dava ZİNA VAKIASINA dayalı olarak ama sadece ZİNA SEBEBİNE dayalı açılmıştır. Zina vakıasına dayalı ve sadece zina sebepli açılan boşanma davasının normatif karşılığı Türk Medeni Kanununun madde 161 hükmüdür. Davacı erkek eş değerli çoğunluğun kurguladığı gibi İKİ AYRI SEBEPLE dava açmak isteseydi dava dilekçesini farklı yazması gerekirdi; Davacı erkek eş "Zina ve Evlilik Birliğinin Sarsılması" sebebiyle boşanma talep ederek hem dava konusunu hem de talep sonucuna dayandığı boşanma sebeplerini AYRI AYRI yazması gerekirdi. Zina ayrı boşanma sebebi, evlilik birliğinin sarsılması ayrı boşanma sebebidir. Birisi Türk Medeni Kanununun madde 161. ile diğeri Türk Medeni Kanununun madde 166/1. ile düzenlenmiştir. Zina sebebiyle dava açanlar otomatik olarak Türk Medeni Kanununun 166/1. maddeden de dava açmış sayılmaz. Boşanma sebebini AÇIK ve SEÇİK TEK SEBEBE dayandıran davacı avukatın iradesinin kurgu ile İKİ SEBEBE çıkarılması mümkün müdür? Eğer sebebi kurgu ile artıracak olursak dava dilekçesi ONUR KIRICI DAVRANIŞ (TMK.m.162) ve HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME (TMK.m.163) sebeplerini de içeriyor denilerek boşanma sebeplerini ÜÇ, DÖRT diye artırabiliriz. Yerel mahkeme hakimine verilen dava dilekçesinin TEK BOŞANMA SEBEBİ içerdiği, İKİ SEBEP yazılmadığı çıplak gözle görülebilmektedir. Birden fazla sebeple açılan boşanma davalarında dava dilekçesini yazma USULÜ her bir sebebi ayrı ayrı dava konusuna ve talep sonucuna yazmaktan ibarettir. Zina sebebinden boşanma davası açanların OTOMATİK olarak Türk Medeni Kanununun m.166/1 sebebiyle de dava açtığını söylemek davacının iradesini aşar. Yerel mahkeme dava dilekçesinde yazılanı yazıldığı gibi okumuş yazıldığı gibi isabetli olarak anlamıştır. Yerel mahkeme Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kökleşmiş içtihatlarına, uygulamasına ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava dilekçesini yazma ve anlama kurallarına uygun hareket etmiştir. Yerel mahkemenin kararı hem usule hem de kanuna uygundur. Yukarıda açıkladığım sebep ve düşüncelerle değerli çoğunluğun yorumuna katılabilmeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde 33 hükmü izin vermemektedir. KARŞI OY YAZISI Davacı, 23.03.2011 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış, bu davanın yargılamasının devam ettiği sırada, bu kez 29.06.2011 tarihinde münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan “zina” hukuki sebebine dayanarak ikinci bir dava açmıştır. Her iki dava birleştirilerek yargılamaları birlikte yapılmıştır. Davacının birleşen ikinci davasında aynı Kanunun 166/1. maddesine dayalı bir boşanma davası bulunmamaktadır. Davacının TMK'nun 166/1. maddesine dayalı bir davası varken ikinci bir dava açması da bunu göstermektedir. O halde münhasıran “zina “ hukuki sebebine dayalı bir boşanma davasında, TMK'nun 166/1. maddesindeki şartların gerçekleştiği kabul edilerek evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma kararı verilemez. Mahkemecede birleşen davanın münhasıran zina hukuki sebebine dayalı olduğu kabul edilerek deliller bu çerçevede değerlendirilip davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple sayın çoğunluğun hükmün bu yönden bozulmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap