(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13867 E. , 2008/3023 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki borçlu bulunmadığının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacılar ... komisyoncusu olan davalı ile 15.12.2005 tarihinde 15 gün süreli sözleşme imzalayarak maliki oldukları 2 nolu dubleks binanın davalı aracılığı ile satımı konusunda anlaştıklarını, 31.12.2005 tarihinde sözleşme süresinin dolacağının kararlaştırıldığını, bir hafta beklediklerini ancak davalının müşteri bulamadığını,bu nedenle 22.12.2005 tarihinde kendi buldukları müşteriye taşınmazı satarak devrettiklerini, davalının kötüniyetle sözleşmeye dayanarak ücret talebi ile icra takibi başlattığını, aracılık hizmeti bulunmadığını, mülkiyet haklarını kısıtlanamayacağını iddia ederek davalının başlattığı icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, tellallık ücretinin sözleşme ile kararlaştırıl- dığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacıların icra dosyasından 18.880,00 YTL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine kakar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Taraflar arasında Borçlar Kanununun 404. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 15.12.2005 tarihli tellallık sözleşmesinin 2 nolu bendinde “ Müşteri emlakçının aracılık hizmeti karşılığında gayrimenkulün satış bedelinin %2 komisyon oranına tekabül eden net tutarı ...ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” 4. maddesinde “müşteri gayrimenkul ile ilgili kendisine doğrudan gelen tüm başvuruları emlakçıya derhal bildirmeyi doğrudan yapılan bu başvurular sonucu gayrimenkul 2007/13867-2008/3023 kendisi tarafından satılması halinde emlakçıya 2. maddede belirtilen komisyonu ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” 9. maddede ise “Müşteri mutabık kalınan gayrimenkul ile ilgili olarak imzalanan bu sözleşmenin her hangi bir hükmünü her hangi bir şekilde ihlal etmesi halinde emlakçıya gayrimenkul rayiç bedeli üzerinden net %4 karşılık tutarı nakden ve defaten ödemeye kabul ve taahhüt etmiştir.” hükümleri mevcut olup, davalının 26.432.00 YTL YTL’lik kısmı asıl alacak olmak üzere toplam 26.840,43 YTL tellallık ücreti alacağı için takip başlatmış olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarda açıklanan sözleşmenin 2. bendinde kararlaştırılan %2 tellallık ücreti, davacı satıcıların ödemesi gereken tellallık ücreti olup, davacıların sözleşme süresi içerisinde sözleşmeye aykırı davranarak emlakçıyı devre dışı bırakarak gayrimenkulu sattıkları sabit olduğuna göre sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Mahkemenin de kabulü bu yöndedir. Bunun dışında sözleşmenin 9. bendinde sözleşmeye aykırılık halinde ödenmesi gereken bedel olarak karalaştırılan %4 oranındaki miktarın ise cezai şart niteliğinde bulunduğunun kabulü gereklidir. Davacılar tacir değildir. BK.nun 161/son maddesi gereğince hakim cezai şart miktarını fahiş bulursa tenkisle mükelleftir. Mahkemece cezai şart niteliğinde bulunan bu miktarın fahiş olup olmadığı, tenkisinin gerekip gerekmediği tartışılmalı ve bu yönde bir araştırma yapılmalıdır. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. O halde mahkemece sözleşmenin 9. maddesine göre, uygun bir miktar davalı lehine cezai şart alacağının varlığı kabul edilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bu kalem talep yönünden de davacıların borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.