(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/2318
- Karar No
- 2008/7529
- Karar Tarihi
- 02.06.2008
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2318 E. , 2008/7529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı yeğenine adına kayıtlı taşınmazların satışı, trampası v.s. işlemleri için 10.8.2001 tarihinde vekalet verdiğini, davalının taşınmazları 3. şahıslara sattığını ancak satış bedellerini kendisine ödemediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 7.500 YTL.nin faizi ile tahsilini istemiş, ıslah ile bu talebini 1.850 YTL.daha artırmıştır. Davalı, davacıya vekalete konu taşınmazların bedeli olarak 8.000 YTL. ödeme yaptığını ve karşılığında vekaletin verildiğini, bu nedenle bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının 8.000 YTL. ödemesinin mahsubu ile bakiye 1.350 YTL.nin temerrüt tarihinden 30.5.2006 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm ,davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle ... görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. BK.nun 392 maddesinde belirtilen vekilin hesap verme 2008/2318-7529 yükümlülüğü, vekilin yapmış olduğu işin hesabını vermeğe ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkile tediyeyi kapsar. Vekil olan davalının davacı adına kayıtlı taşınmazları 3. şahsa sattığı ve satış bedelini vekaleten tahsil ettiğine göre , satış bedellerini davacıya ödediğini isbat etmelidir. Mahkemece hem davacıya hem de davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmış ve davalı ödemeye ilişkin olarak yemin teklif hakkını kullanmadığını açıklamıştır. Ancak mahkemece davacının davalının halası olduğu bu nedenle HMUK 293/4 maddesinde açıklanan şekilde somut olayda tanık dinlenmesinin halin icabına göre mümkün bulunduğu kabul edilerek davalının gösterdiği tek tanık dinlenmiş ve tanık beyanı ile davalının ödeme iddiasını kanıtladığı kabul edilmiştir. Davacı tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini, davalı iddiasının tanıkla isbatının mümkün olmadığını açıklamıştır. Gerçekten de, hala yeğen olan tarafların bu şekildeki yakın akrabalık ilişkisinin HMUK ‘nun 293/4 maddesindeki , halin icabına ve iki tarafın durumlarına göre, senede bağlanması gelenek olmayan hukuki işlemlerin tanıkla isbat edilebileceği düzenlemesi kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ödeme savunmasını yazılı belge ile kanıtlayamadığına göre, dava konusu taşınmazların, davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 2.5.2006 tarihi itibariyle gerçek sürüm değerinin denetime elverişli bir şekilde saptanması, davalı vekilin davacı müvekkiline karşı, saptanacak bu bedelle taşınmazı satma ve aldığı bedeli ona ödeme yükümlülüğü altında bulunduğunun benimsenmesi, davacının talebi de gözetilerek ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.