Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/11310
Karar No
K. 2009/11735
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2009/11310 E.  ,  2009/11735 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat ... gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, murisleri ...'nin davalıların murisi ... 'e ait tapulu taşınmazı 1986 tarihinde bedelini ödeyerek haricen satın aldığını, taşınmaz üzerine ev inşa ettiğini, sondaj ve kuyu açtığını, ancak davalı tarafça tapunun verilmediğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere ödenen satış bedeli ile ev, kuyu ve sondajın dava tarihi itibariyle bedeli olan 6.000,OO-YTL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istemişler, 28.09.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini toplam 46.878,00-YTL'ye çıkarmışlardır. Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu, diğer mirasçılara bu yerle ilgili paraların ödendiğini, kuyu ve sondaj yapılmasının zorunlu olmadığını savunarak reddini dilemişlerdir. Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın ve ıslah taleplerinin kabulüne, 46.878,00-YTL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.705, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki, hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata, çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin yargıya ait olduğunda ise duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır. Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, M.K.nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır. Somut olayda, davacı tarafın dayandığı "Arsa Satış Tutanağında", Ömer Develi'ye 500 m2 arsa satıldığının ve daha önceden paranın tamamının ödenmesi nedeniyle borçlu bulunmadığının yazılı olduğu görülmektedir. Bu tutanakta, satış bedelinin miktarı belirtilmemekle birlikte, satış parasının alındığı açık ve 2009/11310-11735 belirgindir. Mahkemece, dava konusu taşınmaz ile üzerinde bulunan bina, sondaj ve kuyunun dava tarihi itibariyle tespit edilen rayiç değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekir. Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazın sözleşme tarihinde ödenen satış bedeli belirlenmeli, bu hususta taraflara delil ve karşı delillerini sunma imkanı verilmeli, taraf tanıkları dinlenmeli, konusunda uzman bilirkişi veya kuruluna inceleme yaptırılmalı ve tespit edilen bedelin, ifanın imkansız hale geldiği davalılar adına olan taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara davacı tarafça taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların yapıldığı tarihteki değerleride saptanarak ilave edilmeli ve istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.