2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/6919 E. , 2013/29480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kuşadası 3. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :06.12.2012
NUMARASI :Esas no:2011/192 Karar no:2012/445
DAVACI-DAVALI :Esin Sözer
Taraflar arasındaki davacı Esin tarafından, Ahmet, Ayşe ve Ali'ye karşı açılan "tapu iptali ve tescil" davası ile davalılardan A. K.. tarafından davacı Esin ve davalı Ahmet'e karşı bağımsız olarak açılan "el atmanın önlenmesi ve ecrimisil" davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı Esin tarafından; kendi davası ve birleştirilen dava yönünden, davalı Ahmet tarafından ise; "el atmanın önlenmesi" davası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.12.2013 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı E. S.. vekili Av.K. A.. ve karşı taraf davalı-davacı A.K.. vekili Av.S.L.. ve temyiz eden her iki dava davalısı A. S.. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı Esin'in kendi davasına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2.Esin ve davalı Ahmet'in el atmanın önlenmesi kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalı A. K.. taşınmazı 31.08.2010 tarihinde diğer davalı Ayşe'den satın alma suretiyle devralmıştır. Ali tarafından Esin ve eşi Ahmet'e karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına (Türk Medeni Kanununun 683/2. maddesine) dayanmaktadır. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç, ikinci kitabında (m.118-395) yer alan aile hukukundan doğan dava işlerde görevlidir. El atmanın önlenmesi isteğinde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, taraflarca bu yönde bir itiraz ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen gözetilir. Bu bakımdan mahkemenin hem Asliye hukuk hemde Aile mahkemesi sıfatının bulunması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi de söz konusu olamayacağına göre, bu davaya Asliye hukuk mahkemesi olarak bakılması gerekirken; Aile mahkemesi sıfatıyla bakılarak karara bağlanması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 990 TL. vekalet ücretinin Ahmet'ten alınıp Esin'e verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 1. fıkra yönünden oybirliğiyle 2. fıkrada oyçokluğuyla karar verildi.13.12.2013(Cuma)
KARŞI OY YAZISI Davacı tarafından Türk Medeni Kanunun 194. maddesine dayalı olarak açılan “tapu iptali ve tescil davası ile aile konutu şerhi konulması” talebine ilişkin dava ile davalılardan A.K.. tarafından davacı Esin ve davalı Ahmet'e karşı bağımsız olarak açılan “el atmanın önlenmesi ve ecri misil” davaları birleştirilerek her iki davanın yargılaması asliye hukuk mahkemesinde birlikte görülmüş ve gerekçeli karar başlığında mahkeme isminin yanında davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmıştır. Tapu iptali ve tescil davası ile aile konutu şerhi konulmasına ilişkin dava aile mahkemesinin, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davası ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanı içerisindedir. Davanın görüldüğü yerde aile mahkemesi kurulmamıştır. Bu sebeple 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 2. maddesine göre aile mahkemesinin görevi içerisinde bulunan davaya bakmakla da asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. Maddesinin 2/a fıkrasına göre gerekçeli kararda “hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğinin” gösterilmesi gerekmektedir. Mahkeme kararında her iki davayada aile mahkemesi sıfatıyla bakıldığı yazılmıştır. Tapu iptali ve tescil davası ile aile konutu şerhi konulması davasına aile mahkemesi sıfatıyla el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasına ise asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakıldığının kabulü gerekir. Öte yandan hükümdeki bu eksiklik mahallinde düzeltilebilecek bir usul hatası niteliğinde olup yeniden yargılama yapılmasını da gerektirecek nitelikte değildir. Karar görev yönünden bozulsa bile davanın görevli başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilemeyecek, dava aynı mahkemede bakılıp sonuçlandırılacak, gerekçeli kararın başlığına davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” bakıldığı yazılmayacak yani Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesindeki usul eksikliği giderilmiş olacaktır. Bu sebeplerle mahkemenin her iki davaya “aile mahkemesi sıfatıyla” baktığının karar başlığında gösterilmiş olması usulü bir yanlışlıktan ibaret olup görevle bir ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan 07.11.1982 Tarihli ve 2709 Numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. Maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu”, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinde “Herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde sonuçlandırılmasını isteyebileceği,” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 30. Maddesinde “Hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu” hüküm altına alınmıştır. Yakarıda belirtilen kurallar ilk derecede mahkemeleri olduğu gibi Yargıtayı' da bağlayıcı niteliktedir. Bu açıklamalar karşısında kararın görev yönünden bozulması eldeki dava için gereksiz gider yapılmasına ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasına da engel olacak niteliktedir. Hükümde görev yönünden kanuna aykırı, bozmayı gerektirecek bir usulsüzlük yoktur. Bu sebeple davanın görevli mahkemede bakılıp sonuçlandırıldığı kabul edilerek el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasına yönelik temyiz incelemesinin yapılması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.