2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/14530 E. , 2013/27398 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çekerek Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :01.11.2012
NUMARASI :Esas no:2011/464 Karar no:2012/330
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından; kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı kadından kaynaklanan boşanmayı gerektirir maddi bir olayın kanıtlanamadığı, davalı kadının hasta olması tek başına boşanma nedeni sayılamayacağı, buna karşılık davalı kadını istemediğini söyleyerek birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak hükmün boşanmaya ilişkin bölümü temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2.Temyiz nedenlerine yönelik incelemeye gelince; a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının manevi tazminat talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir. b-Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalıyı istemediğini söyleyerek birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca tamamen kusurludur. Hal böyleyken tarafların eşit kusurlu kabulü ile davalının maddi tazminat isteğinin buna bağlı olarak reddi doğru değildir. c-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. d-Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya neden olan olaylarda davacı koca tamamen kusurludur. Davalı kadının kusurlu bir davranışı kanıtlanmamıştır. Davalı kadının çalışmadığı ve herhangi bir gelirinin bulunmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. O halde, kadının yolsulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b, c ve d bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, manevi tazminat isteğinin reddine yönelik temyiz talebinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25.11.2013(Pzt.)