(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14862 E. , 2008/3313 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, davalıdan 26.3.2003 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı dairenin tapusunu davalının devretmediğini bildirip, ödediği 5.000.000.000 TL satış bedeli ile sözleşme ile kararlaştırılan 5.000.000.000 TL cezai şartın ve sekiz aylık kira bedeli olan 2.000.000.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsalmı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Taraflar arasındaki 26.5.2003 tarihli noterde düzenlenen sözleşme gereğince, davacının davalıdan daire satın aldığı anlaşılmış olup, davalı satış işleminin yapılmaması halinde 5.000.000.000 TL cezai şart ödeyeceğini bu sözleşmede taahhüt etmiştir. Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde düzenlendiği için gerek sözleşme gerekse kararlaştırılan cezai şart geçerlidir. Mahkemece sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın da geçerli olduğu kabul edilerek, 5.000.000.000TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle ödevli olduğu B.K'nun 161/son maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle ödevli olduğu BK. 161/son maddesinde belirtilmiştir.
Durum böyle olmasına karşın yerel mahkemece saptanan ceza koşulunun aşırı olup olmadığı yönünden tartışma yapılmamış, yukarıda sözü edilen yasa hükmü gözardı edilmiştir. Öyle ise konunun üzerinde durulmalı ve tartışma açılmalıdır. Burada kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken ölçüt(kıstas) önem taşır. Gerçekte de, aşırılığı saptamak için hakimin gözönünde bulundurmak zorunda olduğu yönler vardır. Şöyle ki; ceza koşulunun sözleşenler arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakseverliğe aykırı bulunması durumunda aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonucun benimsenebilmesi için, alacaklının asıl edimi yerine getirmesindeki çıkarı ile ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin ve de borçlunun ekonomik durumunun gözönünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının çıkarların hesabında, borçlunnu ifa etmeme yüzünden sağlıyacağı kazançlar da gözardı edilmemelidir. Alacaklının, borcun yerine getirmemesinin yol açtığı zararları kapsamı üzerinde de durulmalıdır. Aşırılğın belirlenmesinde , ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için borçlu üzerinde ruhsal bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak biçimde indirimden kaçınılmalıdır. Mahkemece anılan yasa maddesinin uygulanması suretiyle gereğinin yerine getirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.