Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2008/3870
Karar No
K. 2008/9641
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2008/3870 E.  ,  2008/9641 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, icra inkar tazminatının reddine, yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar davalılar aleyhine açtıkları vekalet ücreti alacağı ile ilgili dava dosyasının kesinleştiğini, dosyada hükmedilen alacakları için icra takibi başlatıldığını davalıların ödediğini, kesinleşen dava dosyasında fazla haklarını saklı tuttuklarından bilirkişi raporu ile belirlenen bakiye alacaklarının tahsili için başlattıkları icra takibine davalıların haksız itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davacının inkar tazminatına ilişkin olarak temyizi yönünden, İcra İflas Kanunun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmüne icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. Ayrıca alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli , sabit ve borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında mahkemece asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davacıların temyiz itirazının reddine, 2.bent gereğince temyiz olunan kararın hüküm başlıklı bölümünün 2. bendinde yazılı (icra inkar tazminatı isteğini reddine) ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine (asıl alacağın %40.ı tutarındaki 5958 YTL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) ibarelerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.7.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.