(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5887 E. , 2008/7440 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıla davanın kabulüne birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ...’nin vekili olan eşi ... tarafından imzalanan tellallık sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken 8.968,00 YTL nin ödenmediğini, yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., acil ihtiyacları nedeniyle eşi ...’in kendi adına sözleşme imzaladığını, ancak vaad edilen sürede satışın yapılmadığını,akrabaları vasıtası ile buldukları üçüncü şahsa 21.11.2005 tarihinde kendilerinin satış yaptığını, davacı tarafından verilmiş hizmet olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, davalı ve eşi ... tarafından açılan birleşen dava ile de acil ihtiyaç nedeniyle sözleşme imzalandığı, ancak süresinde satış yapılamadığından sözleşmenin feshedildiği,3. şahsa fesihten sonra satışın yapıldığı bildirilerek sözleşmenin iptali talep edilmiştir. Mahkemece, sözleşme süresi içinde 3. şahsa satışın yapıldığına dayanılarak asıl alacak yönünden davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına , inkar tazminatı talebi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle birleşen davanın davacıları ile davalısının karar başlığında gösterilmemesinin maddi hataya dayalı olup mahallinde düzeltilebilmesinin mümkün bulunmasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken Mahkemece yargılama gerektiğinden bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/ 7. maddesi gereğince mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.