(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/10130 E. , 2007/14763 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar davalı şirket ile aralarında 7.1.1988 tarihli sözleşme ile adi ortaklık kurulduğunu, sözleşmenin 9. maddesine göre kardan pay alınmadığı için dükkanın malzemesi ve karı üzerinde hak sahibi olduklarını, davacılardan Celal'in 31.12.1997 tarihinde davalı şirketten ayrıldığını, ortaklıktaki kâr payını tesbit ettirdiğini ileri sürerek ortaklığın fesih ve tasfiyesine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 49.007.09 DM'nın yıllık %5 faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı, ortaklığın kendiliğinden sona erdiğini kar payının her yıl ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, kesin mehle rağmen ara kararı yerine getirilmediğinden davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 19.6.2003 tarih 2003/2535 esas 2003/8121 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 2007/10130-14763
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki benden kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Mahkemece, davacıların kar payı alacağı olarak bilirkişi raporu ile saptanan 4.899.712.677 TL'nin dava tarihindeki DM karşılığı 25.059.13 DM'nin fiili ödeme günü karşılığının dövize uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede tasfiye payının DM olarak ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının bu yönde bir kabulu olduğuda iddia ve ispat edilmemiştir. Bu durumda belirlenen alacağın Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde DM esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.