KONYA Bölge Adliye Mahkemesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu ancak davacının iddia ettiği gibi bir alacağın söz konusu olmadığını, taraflar arasında düzenlenen 29/05/2017 tarihli belge uyarınca davacının müvekkilinden 45.000 TL'lik nakit/senet aldığını ve herhangi bir borcunun bulunmadığının belirtildiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi davacının müvekkiline borcunun bulunduğunu, taraflar arasında devam eden ilişki nedeniyle ... plaka sayılı aracın kiralanması nedeniyle müvevkkilinin kiradan kaynaklı olarak davalıdan 13.441,93 TL alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili için müvekkilinin davalıya karşı Konya ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin davacıya araç kiralaması, aracın davacı tarafından hasarlı şekilde iadesi dolayısıyla 39.432,08 TL alacaklı olduğunu belirterek; fazlaya dair talepleri saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, davacının % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Yapılan yargılama neticesinde; "...Dava, Konya ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. ............................ Somut olayda; davacının ticari defter ve belgelerine göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılında başladığı, 10/02/2015 tarihli faturanın davacı defterlerine işlenerek 86.116,40 TL alacak kaydedildiği, yine 2015 yılı içinde 20.000,00 TL tahsilat kaydı yapılarak davalının 2015 yılı sonu itibariyle borcunun 66.116,40 TL olduğu ve bu borcun devam eden yıllara ait ticari defterlere işlendiği, defterlede gözüken bu alacak tutarının 2015 yılından başladığı, davacının 2015 yılı ticari defterlerinin kapanış tasdikinin yapılmaması nedeniyle davacı defterlerinde yer alan davalı taraftan alacaklı olduğu yönündeki kayıtlara itibar edilemeyeceği, davalı taraf defterlerinin ise açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapıldığı bu bakımdan sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalının ticari defter ve belgelerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 8.120,00 TL alacaklı olduğu ancak dava tarihi itibariyle davalının davacıdan 14.431,75 TL alacaklı olduğu, bu bakımdan takipten sonra ancak davadan önce takibe konu borcun ödenmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Her ne kadar davacı 15/02/2016 tarihli protokol uyarınca davalıdan 35.714,64 TL alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de taraflar arasında bu protokolden farklı başkaca protokollerin de imzalandığı, zira 06/12/2016 tarihli protokol ile de taraflar arasında alacak borç ilişkisinin kalmadığının tutanak altına alınıdğı bu bakımdan eldeki uyuşmazlığın salt 15/02/2016 tarihli protokole indirgenmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının bu iddia ve talebi yerinde görülmemiştir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2018 tarihli, 2017/19-822 Esas ve 2018/1754 Karar sayılı ilamı.) Somut olayda takipten sonra borcun tamamının ödendiği anlaşıldığından anılan emsal içtihatda da belirtildiği üzere davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 67/2.maddesine göre; Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Somut olayda davacının tazminat talebinin davanın reddedilmesi nedeniyle, davalının tazminat talebinin ise takibin haksız olmaması nedeniyle ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının ve davalının tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap