(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/16258 E. , 2008/4404 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.06.2006 ve 28.06.2007 gününde verilen dilekçeler ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı arsa malikleri vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.04.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vd. vekili Av.... ile karşı taraftan davacı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik aldığını , dava konusu bağımsız bölümün Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/516 Esas, 2005/108 Karar sayılı ilamı ile yüklenici adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davacı 15.05.2007 tarihinde davasını kısmen ıslah ederek, dava konusu bağımsız bölüme ait tapu kaydına konulan haciz şerhlerinin silinmek suretiyle tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı arsa malikleri tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemelerinin 73. maddesi uyarınca, Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez. Anılan madde uyarınca , dava konusu bağımsız bölüme ait tapu kaydında yararlarına haciz şerhi bulunanların usulünce davada yer almaları ve müdafalarını beyan etmeleri için davet edilmeden aleyhlerine hüküm oluşturacak şekilde haciz şerlerinin kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır. Öte yandan; dava konusu taşınmazın maliklerinden bir kısmının öldüğü anlaşıldığından veraset ilamlarının davalı mirasçılarından istenerek taraf teşkilinin buna göre sağlanması gerektiğinin de düşünülmemesi doğru görülmemiştir.