(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/2252
- Karar No
- 2009/3147
- Karar Tarihi
- 16.03.2009
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/2252 E. , 2009/3147 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.4.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.4.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, hata ve hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı davacının kendisini ibra ettiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse hata; gerçeğe uymayan bir bilgi veya düşünceye sahip olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi veya düşüncenin açıklanmasıdır. Burada tarafların karşılıklı beyanları birbirine uyduğu halde beyanlarla iç iradeleri arasında istenilmeyerek meydana gelmeyen bir uyumsuzluk vardır. Hile ise; bir kimseyi belirli bir hususu yapmaya sevk etmek, o yönde bir irade açıklamasında bulunmasını sağlamak kastı ile o kimsede yanlış bir kanı uyandırmak ya da esasen var olan yanlış fikrin devamını sağlamaktır. Hatada dıştan bir etki olmaksızın kişi kendisini irade sakatlığına düşürmüştür. Hilede ise kişinin iradesi ile beyanı arasında bir uyumsuzluk doğmuştur. Ancak, bu uyumsuzluğun sebebi kişinin kendi yanılgısı değil yanıltılmasıdır.
Gerek hata gerek hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit ile bağlı olmayan taraf bu akti ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise var olan akte icazet vermiş sayılır. Borçlar Kanununun 31.maddesi uyarınca bu süre, hata ve hilenin anlaşıldığı tarihten itibaren cereyan etmeye başlar. Hata ve hileye ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı, 1 sayılı parsel üzerindeki zemin kat 1 numaralı daire tapusunun hata ve hile sonucu davalı adına 1.11.2004 tarihinde tesis edildiğini iddia ederek 17.4.2006 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Davacı ve davalı birlikte yaşayan kişilerdir. Hata veya hile hukuki nedenine dayanılmış olsa bile davacı istirdata hakkı olduğunu işlemin yapıldığı 1.11.2004 tarihinden itibaren bilen veya bilmesi gereken kişidir. Şu hali ile davanın açıldığı 17.4.2006 tarihine dek davanın açılması için yasada öngörülen 1 yıllık süre geçirilmiştir. Davanın reddi sonuçta doğru olduğundan mahkeme karar gerekçesinin açıklanan biçimde değiştirilerek hükmün gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile onanması uygun görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre mahkeme karar gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesince yukarıda yazılı olduğu şekilde değiştirilerek düzeltilmesine, davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.3.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.