(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10868 E. , 2009/12137 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.08.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, paydaşı olduğu 4427 parsel sayılı taşınmaza davalı oğlunun elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazda miras bırakan annesinin de paydaş olduğunu ve annesinden intikal eden paya karşılık olan yeri kullandığını savunmuştur.
Mahkemece, davalının miras payına karşılık 400 metrekarelik yer düştüğü halde 1175 metrekarelik yer kullandığı gerekçesi ile miras payından fazla kullandığı 525 metrekarelik yere elatmanın önlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir. ./.. 2009/10868 - 2009/12137 -2-
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Somut olayda, tarafların paydaşı olduğu dava konusu taşınmazın yukarıda açıklandığı şekilde bütün paydaşlarının katılması suretiyle taksimine tabi tutulduğu ve bu yerin davacıya düştüğü kanıtlanamamıştır. Payı nedeniyle davalının da dava konusu taşınmazda yararlanma hakkı bulunduğundan taraflar arasındaki sorunun elatmanın önlenmesi davasıyla değil, kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açılmak suretiyle giderilmesi gerekir. Yukarıda açıklanan bu yön nazara alınmadan elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.