(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9081 E. , 2008/10199 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.04.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalı, taşınmazlara imar uygulaması sonucu malik olduğunu, yapılan imar uygulaması idari yargı yerinde dava edilerek iptal edilmeden eldeki davanın dinlenemeyeceğini, reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmiştir. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Gerçekten, davada dayanılan ve “Adi Şirket Sözleşmesi” başlıklı tarihsiz sözleşme içeriği itibariyle bir inanç sözleşmesidir. Sözleşme konusu taşınmazların sonradan imar uygulaması sonucu davalı adına tescil edilmesi, bu imar uygulamasının davacılar tarafından dava edilmemesi, eldeki mülkiyet iddiasına dayalı davanın dinlenmesine engel teşkil etmez. Davacı, inanç ilişkisine dayanarak zaman aşımı süresi içerisinde her zaman mülkiyet aktarımı istemiyle dava açabilir. Mahkemece, yapılan bu hukuki saptama bir yana bırakılarak çekişmenin esasın incelenmesi yerine, imar uygulamasının iptali dava edilmeksizin mülkiyet iddiası ile açılan davanın dinlenemeyeceğinden bahisle dava reddedildiğinden karar bozulmalıdır.