(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/11348
- Karar No
- 2009/11759
- Karar Tarihi
- 27.10.2009
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11348 E. , 2009/11759 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 28.04.2009 gün ve 2009/4646-5278 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_
Davacı, davalı ...’in kardeşi olduğunu, birlikte daire almak için anlaştıklarını, ancak davaya konu .... 1059 ada 11 parselde C Blok 20 numaralı daireyi inşa eden kooperatife üye olabilmek için SSK'lı olmak gerektiğinden üyelik işlemlerinin davalı ... üzerinden yürütüldüğünü tahsisin de davalı ... adına yapıldığını, kooperatif aidatlarını kendisinin ödediğini, davalı ...’ın taşınmazı tapuda satış göstererek davalı ...’e devrettiğini, davalı ...’in taşınmazın yarı payını davacıya vereceğini söyleyerek davalı ...’ı yanılttığını belirterek taşınmazın 1/2 payının adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., dava konusu bağımsız bölümü birikimleri ile satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... , dairenin bedelini davacı ve diğer davalının birlikte ödediğini, davalı ...’in tapu devrinden davacının haberi olduğunu söylediğini ve tapunun devri sırasında diğer davalının kendisine ödeme yapmadığını belirterek davacının haklı olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 28.04.2009 günlü ilamıyla karar ilamda yazılan nedenlerle bozulmuştur. Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolayı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Gerçekten inanç sözleşmesinin varlığı 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir.
Davacı açıklanan nitelikte bir belgeye dayanmamıştır. Ne var ki; davalılardan inanılan ... davacı ve diğer davalı ile inanç ilişkisi içersine girdiğini gerek noterde düzenlenen 07.07.2005 günlü beyanında gerekse vermiş olduğu 07.03.2007 günlü cevap dilekçesinde kabul etmiştir. İnanç ilişkisi davalılardan tarafından kabul edildiğinden, bu iddia kanıtlanmış kabul edilmelidir. Davalılardan ... davacının kardeşidir. Davalı ...’ın beyanına göre de inanç ilişkisinin tarafıdır. Durumu itibariyle bu davalının ayrıca kötü niyetinin ispatı gerekmeyeceğinden davalı ... tapudaki iyiniyetle satış işlemine dayanamaz. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup temyiz edilen kararın onanması gerekirken, hata ile bozulduğu bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, davacının karar düzeltme istemi yerindedir.