Esas No
E. 2021/6319
Karar No
K. 2022/6892
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

8. Hukuk Dairesi

E. 2021/6319 K. 2022/6892 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/6319, K. 2022/6892, T. 12.09.2022
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6319
Karar No
2022/6892
Karar Tarihi
12.09.2022
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

8. Hukuk Dairesi         2021/6319 E.  ,  2022/6892 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : Zilyetlik Ve Kazandırıcı Zamanaşımına Dayalı Tescil Talebi Veya Kullahım Şerhine Yönelik Dava İLK DERECE

MAHKEMESİ : Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Orhaneli İlçesi Merkez Akalan Köyünde 1956 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda, 549 parsel sayılı 24.760 m2 olarak tarla vasfıyla davacı ... adına tespit edildikten sonra, Orman İdaresinin tespite itirazı neticesi Orhaneli Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1961/273 Esas ve 1962/835 Karar sayılı ilamıyla, parselin tamamının orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle tespitinin iptaline ve taşınmazın orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiş ve hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 1963 yılında kesinleşmiş ve bilahare, 1987 yılında 549 parselin de bulunduğu alanda 3302 sayılı Kanun'la değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca yapılan ve ilan edilerek 07.09.1989 tarihinde kesinleşen çalışma neticesinde taşınmaz Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış ve daha sonra 2012 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu uyarınca, eski 549 parselin bulunduğu alanın bir kısmı 2202 parsel olarak, diğer kısmı ise komşu 2204 sayılı parselin içerisinde tespit görmüş ve 2202 parsel sayılı 11.990,19 m2 yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmaz, beyanlar hanesine, “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır, 2002 yılından beri 1936 doğumlu Ömer oğlu ...’in kullanımındadır” şerhi verilmek suretiyle, 2204 parsel sayılı 56.031,16 m2 yüzölçümlü çamlık vasfındaki taşınmaz ise, “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır, taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür” belirtmesi yapılarak Hazine adına tespit edilmiş ve tespitin kesinleşmesiyle 2202 parsel sayılı taşınmaz 08.04.2014 tarihinde, 6292 sayılı Kanun uyarınca davacı ...’e satılmıştır.

Davacı ... 10.09.2012 havale tarihli dilekçesiyle, Orhaneli ilçesi Akalan köyünde bulunan ve tapunun 549 parsel sırasında kayıtlı taşınmazının tahminen 8.000 m2’lik kısmının tespit harici bırakıldığını, tespit harici bırakılan bu yeri ekip biçtiğini ileri sürerek, yaklaşık 8.000 m2’lik kısmının kadastro tespitinin yapılarak üzerine kayıt edilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.

Kadastro Mahkemesince, davaya konu bölümün kadastro tespiti sırasında tespit dışı bırakıldığı, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, davacının, 3402 sayılı Kanunun Ek-4. maddesine göre hakkında tutanak düzenlenen dava konusu taşınmazlar üzerindeki kullanım durumu ile taşınmazların mülkiyetine ilişkin talepte bulunduğu, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olmasına göre ve iş bu kadastro tutanaklarının, dosya arasında bulunan 2204 parselin tapu kaydından anlaşılacağı üzere 3402 sayılı Kanunun 11.maddesine göre 16.08.2012-14.09.2012 tarihleri arasında ilan edildiği, davacının eldeki davayı 10.09.2012 tarihinde açtığı, davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya merci tayini için Yargıtay 17. Hukuk Dairesine gönderilmiş ve bu Dairenin 10.04.2014 tarih ve 2014/185-5542 sayılı ilamıyla; “Davanın, kadastro yenileme işleminden sonra açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, 2859 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, “Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki veya ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları, bu Kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır.” Aynı Kanun'un 4. maddesinde ise “pafta yenileme işlemlerinin yalnızca teknik çalışmaları kapsayacağı, tapu siciline geçmiş ya da geçmemiş mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağı” hükmüne yer verildiği, somut olayda, davacı ...’in, yenileme ile 2204 parsel sayılı çamlık vasfındaki taşınmazın orman (çamlık) olmadığını, tarla niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, mülkiyet hakkına yönelik olarak tapu iptali ve tescili isteminde bulunduğu, her ne kadar dava konusu taşınmazın kadastro yenileme çalışması yapılmış ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmış ise de, davanın mülkiyete dayalı olarak açılmış olduğu, yenileme çalışmasına yönelik bir itiraz söz konusu olmadığı, bu durumda uyuşmazlığın Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği” açıklanarak, Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.

Yargıtay’ın yargı yeri olarak belirleme kararı sonrası Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu Orhaneli ilçesi Akalan Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ormanların kadastrosu ile 2/B uygulamasının yapılıp 07.03.1989 tarihinde askı ilanına çıkarıldığının ve 07.09.1989 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesine göre, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, her ne kadar dava konusu taşınmazın kadastro yenileme çalışması yapılmış ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmış ise de, dava mülkiyete dayalı olarak açılmış olup, yenileme çalışmasına yönelik bir itiraz söz konusu olmadığından, davanın, hak düşürücü süreye tabi olup bu süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, “Davacı tarafından kullanım kadastrosunun askı ilan süresi içerisinde dava açılmış ise de, davacı tarafından mülkiyete yönelik olarak tescil talebinde bulunulduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince davanın nitelendirilmesine ilişkin verilen kararın mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı ve vekili tarafından, gerek duruşma da gerekse istinaf aşamasında davanın kullanım şerhine yönelik olarak açıldığına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, davanın zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı tescil talebine ilişkin olduğu, evveliyatı orman olan taşınmazların sonradan orman vasfını yitirmiş olsa bile zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı, orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına yönelik itiraz süresinin çoktan geçmiş olmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu” belirtilerek, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafında temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak Kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline ve dava dilekçesindeki açıklamaya göre davanın, askı ilan süresi içerisinde açılan kullanım kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin merci tayinine ilişkin ilamıyla göreve ilişkin yapmış olduğu belirleme kesin ve bağlayıcı ise de; davanın niteliğine ilişkin yaptığı tespit, temyiz mercii olan Özel Daireyi bağlamaz.

Hal böyle olunca; tesis kadastrosu sırasında 549 parsel içinde tespiti yapıldıktan sonra orman olduğu gerekçesiyle hükmen tapulama harici bırakılan, ardından 2/B çalışmasıyla orman sınırları dışına çıkarılıp kullanım kadastrosu ile 2204 parsel içerisinde çamlık vasfıyla tespit gören, 13.07.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda B harfiyle kırmızı renge boyalı olarak gösterilen dava konusu 8.243,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünde, davacının iddia ettiği şekilde bir kullanımının bulunup bulunmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi (37.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.09.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog