(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8676 E. , 2008/10248 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.03.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, adına kayıtlı 500 parsel numaralı taşınmazının genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek bu parsel yararına , davalılara ait 1782 veya 1783 parsel numaralı taşınmazlardan zorunlu geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur. Davalılar, baba-oğul olduklarını, 1782 ve 1783 parsellerin zeminde birlikte kullanıldığını, kullanım durumu ve aile bütünlüğünün bozulmaması yönünden geçit hakkının 1783 parselin güneyinden veya 503-721 parsellerden sağlanması gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, davacı taşınmazı yararına 1783 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
1.Mahkemece, temyiz eden davalı ... adına kayıtlı 1782 parsel aleyhine her hangi bir hüküm kurulmamış olup davalı ...’ın temyizinde hukuki yarar bulunmadığından reddine.
2.Davalı ...’nun temyiz itirazlarına gelince; Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Açıklananlar ışığında somut olaya gelince; davacı adına kayıtlı 500 parsel numaralı taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmadığı bir başka deyişle taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece yapılan keşif ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile saptanan iki ayrı seçenekten daha kısa daha az masrafı gerektirdiği gerekçesi ile davalı adına kayıtlı olan 1783 parsel numaralı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.Ancak yukarıda da açıklandığı üzere, özünü komşuluk hukukundan alan geçit hakkı davalarında duyulan gereksinimin karşılanmasında salt davacının subjektif arzuları değil fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilerek hüküm kurulmalıdır. Belirtilen nedenle mahkemece, bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle, davalıların savunmaları, 1782 ve 1783 parsellerin aynı ailenin bireyleri tarafından ve konut amaçlı kullanıldığı da gözetilerek hüküm altına alınan seçenek dışında özellikle 1782 ve 503 parsellerden ve gerekirse her iki parselin ortak sınırından belirlenecek seçeneğin ve önceki raporda ikinci alternatif olarak belirlenen kısımdaki kot farkı ve bunun giderilmesi için gerekli masrafların da tespiti suretiyle en uygun yol saptanmalı, hüküm altına alınabilecek alternatifin davalılar dışında başka kişilere ait taşınmazlar olması halinde ise bu kişiler hakkında açılacak davanın eldeki dava ile birleştirilmesi suretiyle taraf teşkil sağlandıktan sonra hüküm kurulmalıdır. Tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.