(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6388 E. , 2008/10428 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.02.2006 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, intifa hakkına elatmanın önlenmesi ve tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali, tescil isteminin reddine, diğer istemlerin kabulüne dair verilen 20.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değeri nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, ... tevhit ile 3344 parsel sayısını alan 2037 ve 2038 parsel sayılı taşınmazları davalılar ile birlikte aldıklarını, kendisine ait 1/3 payında davalılar adına tescil edildiğini, bu hususun davalılar ile düzenledikleri “Arsa sahipleri arasında yapılan protokol”de de yer aldığını ileri sürerek tapu iptal tescil isteğinde bulunmuş, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan 3 numaralı binanın kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. Yine davacı ... ile ... ... 3344 parsel sayılı taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olduklarını davalıların intifa hakkı kullanımlarını engellediğini iddia ile elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuşlardır. Davalılar, davacı ...’ın taşınmazda 1/3 pay sahibi olduğunu ancak kendisine yasal engeller nedeniyle tapuyu veremediklerini, bu nedenle intifa hakkı tesis ettiklerini davacının taşınmazın kullanımına ilişkin anlaşmaları ihlal ettiğini, anlaşmaya uyar ise tapuyu devredeceklerini savunmuşlardır. Mahkemece, intifa hakkına elatmanın önlenmesi ve taşınmaz üzerindeki 3 numaralı binanın ...’a ait olduğunun tespiti istemleri kabul edilmiş, tapu iptali tescil isteği ise mülkiyet hakkının geçirilmesine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Hükmü, davacı ... temyiz etmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve temyiz edenin sıfatına göre mahkemenin tapu iptali tescil isteğinin reddine dair verdiği karar aşağıdaki nedenlerle yerinde görülmemiştir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir (HUMK m.76). Eldeki davada da davacı ..., davalılar ile aralarında düzenledikleri 13.01.2000 tarihli protokol ile noterden tasdikli “arsa sahipleri arasındaki anlaşmalı protokol” başlıklı 30.07.2004 tarihli belgelere dayanmaktadır. Belge içeriklerine göre, dava konusu taşınmazın davacı ... ile davalılar tarafından birlikte alındığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz birlikte alınmış, ancak tapu davalılar adına oluşturulmuştur. Mahkeme, sözü edilen belgelerin resmi şekilde düzenlenmemesi nedeniyle taşınmaz mülkiyetine geçirim borcu doğuracak nitelikte olmadığını kabul etmiştir. Burada, bu belgelerin taraflar arasında bir inanç anlaşması olduğu hususu düşünülmemiştir. Bilindiği gibi; İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Tüm bu açıklamalar karşısında davacının dayandığı belgelerin, inanç anlaşması niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Davacı iddiasını anılan İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi yazılı belge ile de kanıtlamıştır. Hal böyle olunca da mahkemece, protokol hükümleri de nazara alınarak 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi gözetilerek dava konusu taşınmazda 1/3 payın tapusunun iptali ile davacı adına tescilinin mümkün olup olmadığı hususu üzerinde durulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı nedenlerle davanın reddi doğru olmamıştır.