(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9962 E. , 2009/11123 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.06.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, 574 ada 1 parsel, 575 ada 1 parsel ve 578 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında paydaş görünen ...'nın yazılı olmayan baba adının "...", soyadının "..." şeklinde ilavesini istemiştir. Davalı idare vekili, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme, davayı kabul etmiştir. Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1.Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2.Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3.Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4.İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5.Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
1.Davalı idare vekilinin aşağıdaki iki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekili, imar suretiyle oluşan 574/1, 575/1 ve 578/1 parsel numaralı taşınmazların tapu kayıtlarında hissedar görünen ...'nın tapuda yazılı olmayan baba adının ve soyadının ilavesini istemiştir. Her üç tapu kaydının da geldisinin 348 parsel olduğu ve Şile Arazi Kadastro Hakimliği'nin 1959/294 Esas ve 1961/125 Karar sayılı kararı ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen ilama göre 348 parsel sayılı taşınmaz tevsian 24 hisse itibariyle 4 hissesinin ... oğlu ... ve 1'erden 4 hissesinin de ..., ..., ... ve ... ve 4 hissesinin ... ve 3'erden 12 hissenin de ... oğlu ..., ..., ... ve ... oğlu ... adlarına tesbit vecile tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kararın dayanağını teşkil eden tapu sicil müdürlüğünün dosyadaki yazı 13.01.1960 tarihli yazısı ekinde gönderilen 1288 zilhicce tarih 102 nolu tapu kaydına göre söz konusu taşınmazın ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Adlarına 1'erden dört hisse tesciline karar verilen ..., ..., ... ve ...'den ..., ... ve ... mirasçılarının 574/1, 578/1, 575/1 sayılı parsel tapularında kendi murislerinin isimlerinin düzeltilmesi talebiyle ayrı ayrı dava açtıklarını, Dairemizin 2009/9962, 2009/9961 ve 2009/9963 esas nolu dosyalarının incelenmesinden anlaşılmıştır.
Eldeki dosyada keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler davayı doğrulamamışlar, tapu hissedarlarından ...'nın baba adının ..., soyadının ... olduğunu, hissedarlardan ...'nin ... ile kardeş olduğunu, onun da baba adının ..., soyadının ... olduğunu, ...'ın baba adının ... olduğunu ve ...'nın babası ... ile ...'ın babası ...'in kardeş olduklarını, ... ve ...'nın ölmesi sonucu nizalı yerlerin mirasçılarına geçtiğini anlatmışlardır.
Ancak dosyada dava konusu imar parsellerinin geldiği olan 348 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı mevcut değildir. Ayrıca, Dairemizin 2009/9961 (yerel mahkemenin 2009/312 - 405 Esas ve Karar sayılı dosyası) dosyasında mevcut kayda göre Şile ... köyü cilt 16, hane 29'da nüfusa kayıtlı ... ...'nın ... adında bir kardeşi yoktur. ... oğlu ... ve ... kızı ... kardeş olmakla birlikte anneleri ... olup, bu isimde 348 parselin tescil dayanağı olan zilhicce 1288 tarih 102 numaralı tapu kaydının iktisap sebebi ile örtüşmemektedir.
Bu durumda mahkemece dava konusu parsellerin geldisi olan 348 parsel tapusu ile, davacılara sorularak alınacak bilgi doğrultusunda adının düzeltilmesi istenen ... ve ...'nin babası ... ile ...'ın babası ...'in kardeş olup olmadıklarını gösterecek biçimde ... ve ...'in alt ve üst soylarına ait vukuatlı aile nüfus kayıt tablolarının celbedilerek tanık sözlerinin denetlenmesi ve yazılı kayıtlarla tanık ifadeleri ve dayanak zilhicce 1288 tarih 102 numaralı tapu kaydının iktisap sebebi ile nüfus kayıtları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3.Ayrıca hüküm sonucunda gerekçeye ait cümlelerin tekrarlanması da HUMK.nun 388. maddesine aykırı olmakla doğru görülmemiştir.