(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10551 E. , 2008/11132 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.08.2006 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.07.2008 günü duruşma yapıldıktan sonra görülen eksiklik nedeniyle dosya yerel mahkemesine geri çevrilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya yeniden Dairemize gönderilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, murisleri ...'nın davalıların murisleri ... ... ve... ile yapmış olduğu taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine konu olan 233, 191, 190, 181, 222 ve 220 numaralı parsellerdeki ... ve... hisselerinin adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalılardan, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, taşınmazların elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yanıt vermemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, satış vaadinde bulunan ... ... mirasçıları temyiz etmişlerdir. Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanunun 89. maddeleri hükümleri uyarınca noter önünde re'sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve her iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdendir. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet geçirim borcu yüklenen satıcıdan edimini yerine getirmediğinde dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açılacak tapu iptali ve tescil davası ile edimin hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içeren iki taraflı sözleşmelerden olup bu özelliğinden dolayı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifada bulunacak kişi ve ifa yapılacak kişi olmak üzere iki tarafı vardır. Sözleşmenin "ifa yapılacak tarafı" vaat alacaklısıdır. Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde "vaat alacaklısı" ileride taşınmaz mülkiyeti kendisine devredilecek olan gerçek, tüzel kişi veya kişilerdir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin borçlusu ise, satış vaadinde bulunduğu taşınmazı aldığı bedel karşılığı mülkiyetini alıcıya devredecek olan kişidir. Borcun bizzat borçlu tarafından ifası olağan yoldur. Fakat BK. m.67'deki "borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça, borçlu borcunu şahsen ifaya mecbur değildir" hükmü uyarınca, borcun bizzat borçlu tarafından ifası mutlak değildir. Borcun bizzat borçlu tarafından ifası gerekip gerekmediği sorununu alacaklının menfaati olup olmadığına bakarak çözmek gerekecektir.
Satışı vaat olunan taşınmaz tapuda borçlu adına kayıtlı ise borcun bizzat vaat borçlusu tarafından yerine getirileceğinde kuşku yoktur. Zira, alacaklının menfaatı bunu gerektirir. Fakat, satışı vaat olunan taşınmaz tapuda borçlu adına değil, üçüncü kişi adına kayıtlı ise mülkiyeti nakil borcunun vaat borçlusu tarafından değil, kayıt maliki üçüncü kişi tarafından iradi olarak ifası da mümkündür.
Somut olayda, davacıların tescil isteğinin dayanağı olan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri usulüne uygun olarak düzenlenmiş olarak geçerlidir. Mahkemece hükmü temyiz eden davalılar murisi ... ... dava dış..ve ... arasında yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereğince açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş ise de; iptaline karar verilen taşınmazlara ait tapu kayıt malikinin ismi "..." olarak yazılı olup, 190, 181, 222 ve 220 parsellere ait kayıtlarda "..." ismini taşıyan birden fazla malik vardır. Bir başka anlatımla tapu kayıtlarında adı geçen kişinin vaat borçlusu ... ... ve dolayısıyla aleyhine dava açılan davalıların murisi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece; öncelikle davanın konusu yapılan taşınmaz malikinin, davada taraf olarak yer alan davalılar murisi, satış vaadi borçlusu ... ... olup olmadığı saptanıp, kayıtlarda da düzeltim işlemi yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; 181, 190, 220 ve 222 parsellerde birden fazla ... ismi bulunduğu halde bu kayıtlardan hangisinin iptaline karar verildiği belirtilmeksizin HUMK.nun 388 ve 389. maddelerine aykırı hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.