11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/6541 E. , 2022/8022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.05.2021 tarih ve 2021/122 E. - 2021/203 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalılardan Ruşen Akaryakıt Ltd. Şti. arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre davacının taahhüdünü yerine getirmeyen bayiye karşı fesih hakkını kullanabileceği gibi cezai şart da talep edebileceğini, diğer davalıların ise garantör olduğunu, davalının taahhüt ettiği beyaz ürün alımını gerçekleştirmediğini ileri sürerek şimdilik 03.10.2007 ve 03.10.2009 tarihleri arasındaki dönemde müvekkilinin mahrum kaldığı satış nedeniyle uğradığı zarar bakımından cezai şart alacağı olarak 20.000-USD'nin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden dava tarihinden itibaren bankaların uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 498.976-USD daha arttırmıştır.
Davalılar vekili, bayilik sözleşmesi imzalanırken ön şart olarak alınan taahhütnamenin irade özgürlüğüne aykırı olduğunu, istasyonun bulunduğu yerde yol çalışmaları yapıldığını, yol yapımından önce istasyonun yola cephesi bulunmasına rağmen yapılan çift şeritli yol sonrasında istasyona girme imkanı kalmayıp atıl hale geldiğini, taahhütnamenin altında satış yapılmasının kendi kusurlarından kaynaklanmayıp öngörülemeyen bu sebepten kaynaklandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının 04.10.2008- 03.10.2009 tarih aralığında 87.270,60 USD tutarında cezai şart alacağının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 USD'nin dava tarihinden (18.03.2010) 67.270,60 USD'nin ıslah tarihinden (28.05.2012) itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4.a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli USD mevduata işletilecek en yüksek oranda faiz işletilerek davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.853,92 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Dava, yabancı para cinsinden alacağın tahsili istemine ilişkindir. TBK’nın 99. maddesinde yer alan “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, egemenlik hakkının bir sembolü olarak, para borçlarının memleket parasıyla ödenmesi esası kabul edilmiştir. Her ne kadar taraflar sözleşmede para borcunu döviz cinsinden belirleyebilirler ise de, sözleşmede açıkça “aynen ödeme” lafzı bulunmadıkça döviz cinsinden ödeme talep edilemez. Somut olayda her ne kadar “döviz” cinsinden ceza koşulu alacağı öngörülmüş ise de temerrüt halinde “aynen ifa” koşulu sözleşmede düzenlenmediğinden “döviz” veya “memleket parası” ile ödeme tercihinde bulunma hakkı borçluya aittir. Öte yandan döviz cinsinden “aynen ödeme” koşulu bulunsa bile, İİK’nın 58/1-3 b. hükmü karşısında ancak dövizin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının takip konusu yapılabileceği hükmü karşısında mahkemelerce bu tür durumlarda ancak döviz borcunun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hüküm olunması gerekir. Anılan nedenlerle, mahkemece TL cinsinden hüküm kurulması gerekirken döviz cinsinden hüküm kurulmasını isabetli bulmadığımdan mahkeme kararını onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.