Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2008/2745
Karar No
K. 2008/4187
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2008/2745 E.  ,  2008/4187 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 17.08.1996 tarihinde yapılan kura çekimi sonucu dava dışı kooperatif tarafından tahsis edilen ancak kat irtifakı kurulurken davalı adına tapuya kaydedilerek diğer davalının da kötü niyetle malik olduğu 3. kat 12 numaralı bağımsız bölümün tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkindir. Davalı iyi niyetli malik olduğunu, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.

Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelerden, iddia edildiği gibi 17.08.1996 tarihinde yapılan kura çekimi sonucu çekişme konusu 3. kat 12 numaralı bağımsız bölümün dava dışı kooperatif tarafından davacıya tahsis edildiği, davacının yapılan tahsis işlemine dayanarak 18.12.1998 tarihinde Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/78 Esasında kayıtlı davada tapu iptal ve tescil davası açtığı, davalılardan ... da o davada taraf durumunu aldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu çekişme konusu 12 numaralı bağımsız bölüm mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 24.04.2006 tarihinde kesinleştiği, davalılardan İbrahim’in ise 12 numaralı bağımsız bölümü davanın devam ettiği sırada 24.08.2005 tarihinde tapuda satın aldığı anlaşılmaktadır. Yine dosyada yer alan bilgilerden 17.08.1996 tarihli kura zaptına davalı ...’in kayınpederi olduğu anlaşılan ...’ın imzaladığı ve halen aynı yerde 15 numaralı bağımsız bölümde ikamet ettiği görülmektedir.

Burada öncelikle belirtilmesi gereken sorun her ne kadar Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/78 Esasında kayıtlı davada davalılardan İbrahim taraf olmadığından, onun açısından kesin hüküm sonuçları meydana gelmese de eldeki davada önceden açılan davanın etkilerinin ne olacağıdır. Hemen belirtilmelidir ki, ilk davanın sonuçları sonradan açılan bu dava bakımından kesin hüküm etkisi meydana getirmese de birinci davada kesin hükme bağlanan saptamalar ikinci davada kuvvetli bir takdiri delil olacaktır. Önceki davada saptanan husus ise çekişme konusu bağımsız bölümün davacıya aidiyetinin tespit edilmiş olmasıdır.

Üzerinde durulması gereken diğer bir sorun da taşınmaza sonradan malik olan davalı ...’in Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinden yararlanıp yararlanamayacağıdır. Gerçekten hukukumuzda kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla kamu düzenini sağlamak düşüncesiyle satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Belirtilen ilke Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde aynen «tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur» şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede « bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz» biçiminde vurgulanmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta davacı kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığını ileriye sürdüğünden, malikin ayni hakkı yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığının önemle araştırılması gerekir ve yine belirtilmelidir ki ayni hak kütüğe tescil yoluyla yazılmışsa kural olarak böyle bir tescile dayanan iyi niyetli kişinin iktisabını korumak icap eder ise de, tescilin yanı başında bir de bunun haklı bir sebebe dayanması ve tescil talebinin o hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kimse tarafından yapılmış olması şartı aranmalıdır. (Türk Medeni Kanununun m.1013) yetkisiz bir kimse tarafından yapılan talep veya haklı bir sebep olmadan yapılan bir tescil hakkı iktisap ettirmez. Fakat bu yönden tescil sakat dahi olsa iyi niyetli yani sakatlığı bilmeyen ve bilmeleri de kendisinden beklenemeyen kimseler karşısında geçerli bir tescilin sonuçları meydana gelir. Başka bir anlatımla; iyi niyetli kimseler kütüğün görünüşüne inanmakta haklıdır. Gerçek hak durumuna uymayan tescil yolsuz tescil sayılacağından, gerçek hak sahibinin hakkının sona ermesine veya zararlanmasına neden olacağı açıktır. Yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Az yukarıda sözü edildiği üzere, 12 numaralı bağımsız bölüm dava dışı kooperatifin 17.08.1996 tarihinde yaptığı kura çekimi sonucu davacıya tahsis edilmiştir. Davacı bu tahsis işlemine dayanarak önceki malik ...’inde taraf olduğu ve Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesinde 18.12.1998 tarihinde açılan dava sonucu 12 numaralı bağımsız bölümün adına hükmen tespitini sağlamış, tespit hükmü 24.04.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Davalılardan İbrahim ise, 12 numaralı bağımsız bölümü tapuda 24.08.2005 tarihinde ve davanın devam ettiği bir sırada satın almıştır. Diğer taraftan, aynı blokta davalı ...’in kayınpederi olduğu anlaşılan ... oturmakta ve bu kişi 17.08.1996 tarihli kura çekimine katıldığından, 12 numaralı bağımsız bölümün davacıya tahsis edildiğini bilmektedir. Bütün bu saptamalar ve özellikle çekişme konusu bağımsız bölümün davanın devam ettiği bir aşamada satın alınmış olması davalı ...’nın kötü niyetini gösterir. 14.02.1951 tarih ve 1949/17-1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere vaka ve karinelerden olayda iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirlenen kimsenin kötü niyetini ayrıca diğer tarafa ispat ettirilmesine gerek olmadığından, aynı kurala Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde de yer verildiğinden, davalı son malik ... Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinden yararlanamaz.

Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; 13 numaralı bağımsız bölüm halen tapuda davacı adına kayıtlı bulunduğundan, birlikte ifa kuralları gereği bu bağımsız bölümün davacı adına olan kaydını iptali ile davalı ... adına çekişme konusu 12 numaralı bağımsız bölümün ise, davacı adına tesciline karar vermek olmalıdır. Mahkemece tüm bu saptamalar bir yana bırakılarak yanılgılı değerlendirme sonucu davalı ...’in iyiniyetli olduğunun kabulü ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.