(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7749 E. , 2008/8754 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, 1.8.1988 tarih 15688 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile davalının murisi ...’dan 484 ve 977 parsellerdeki hak ve hisselerini satın aldığını, satışı vaad edilen payların iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, taşınmazın üst muris ... adına kayıtlı olup iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda sözleşmenin ifa kabiliyetinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iptali istenen taşınmazların iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olup, bu haliyle ifa imkanı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Hüküm davacı tarafca temyiz edilmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (Türk Medeni Kanunu m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı varlığı düşünülemez. Elbirliği ortaklarının birbirine yaptıkları satış vaadi sözleşmelerinde ise sözleşmenin ifa olanağı vardır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 484 prselde 8/32 hisse,977 parselde de 1/2 hisse üst muris ... adına kayıtlıdır....’ın 1983 de ölümü ile ikinci eşi ... taşınmazlardaki hissesini ,iştirakli malik davacı ...’e satış vaadinde bulunduktan sonra 1994 de vefat ettiği ve tek mirasçı olarak davalıyı bıraktığı anlaşılmaktadır. ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/256E.2006/72K. Sayılı ...a ait veraset ilamından da anlaşıldığı üzere davacı ve davalı aynı iştirakli payın mirasçılarıdır
Elbirliği ortaklığında bir paydaşın tasarrufu ile diğer paydaşların zarar görmemesi; bir başka anlatımla diğer paydaşların dışa karşı koruması gerekir. Bunun sonucu, her türlü tasarruf tüm paydaşların oluru ile mümkündür. Somut olayda satış vaadi elbirliği ortakları arasında yapılmıştır. Satıcı malikin payı alıcı malike geçeceğinden ortak malikler zarar görmeyecektir. Hal böyle olunca elbirliği ortaklar arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır. Bu olgu gözden kaçırılarak davanın kabulü yerine reddi yolunda hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.