(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10196 E. , 2008/11445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.06.2006 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhlerinin kaldırılmasının istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... ve Güzelhisar Vergi Daireleri Müdürlüğü haklarındaki davanın kabulüne dair verilen 21.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 571 ada 36 parsel sayılı taşınmazda davalılar yararına olan haciz şerhlerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır. Davalı ... alacaklısı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar tarafından davalı ... ve Güzelhisar Vergi Dairesi aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalı tasfiye halindeki Türk Ticaret Bankası hakkındaki davanın konusu bulunmadığından karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... alacaklıları temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacıların maliki olduğu 3, 5 ve 7 numaralı bağımsız bölümler tapu kayıtları üzerindeki haciz şerhlerinden Efeler Vergi Dairesi lehine olanın 13.12.2000, 08.11.2002 ve 16.04.2004 tarihlerinde, Güzelhisar Vergi Dairesi lehine olan haciz şerhinin ise 13.08.2004 tarihinde konulduğu anlaşılmaktadır. Davacılar ise, anılan bağımsız bölümleri satış vaadi sözleşmesi ile satın almışlar, satış vaadi sözleşmeleri 26.02.1998 tarihinde tapuya şerh edilmiştir. Davacıların daha sonra mülkiyeti kazandıkları ve taşınmazların adlarına tescil edildiği görülmektedir. Tapu kütüğüne esas itibarıyla mülkiyetin veya sınırlı ayni hakların iktisabına veya bunların kaybedilmelerine ilişkin tesciller yazılır. Geniş anlamda tescil ise kütüğe yazılan her husustur.Nitekim kütük sahifesinde mülkiyet,rehin ve irtifak hakları kolonları dışında bir de “şerh” ve “beyanlar” adı altında iki kolon daha vardır.Ancak bir hususun şerh veya beyanlar kolonuna taşınmazın ayni hakka ilişkin statüsünde bir değişiklik meydana getirmez. Şerhten amaç; ilişkin bulunduğu hukuki durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirmek, hukuki duruma aleniyet kazandırmaktır. Bu yönü ile şerh bir bakıma ayni etki özelliğini gösterir.
Somut uyuşmazlıkta; davacılar, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile kazandıkları hakkı 26.02.1998 tarihinde tapuya şerh ettirmişler, davalı ... alacaklılarının haciz şerhleri bu tarihten sonraki tarihlerde konulmuştur. Davacılar, bu tarihten sonra hak sahibi olan kişilere karşı da satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan kişisel haklarını ileri sürebileceklerinden mahkemece yapılan bu saptamalar doğrultusunda davanın kabul edilmesinde bir yanılgı yoktur. Ancak;
Davacıların maliki olduğu taşınmaz kayıtlarında; vergi alacaklısı olan davalılar dışında başka kişiler lehine de şerhler bulunmaktadır. Mahkemece dava kabul edilmiş ise de, kayıtlardan terkinine karar verilen şerhlerin hangi şerhler olduğu hüküm fıkrasında yazılmamıştır. HUMK.nun 388 ve 389. madde hükümleri gereğince verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve hakların hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmesi zorunludur. Aksi halde, taraflar yeni bazı uyuşmazlıkların içine düşebilir. Mahkemece kurulan hüküm HUMK. 388 ve 389. maddelerine uygun düşmediğinden karar bu nedenle bozulmalıdır.