Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/2446
Karar No
K. 2009/3397
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2009/2446 E.  ,  2009/3397 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.09.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil (mera iddiasına dayalı) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edilen 111 ada 2 parsel numaralı taşınmazın mera olduğunu, zilyetlikle edinilemeyeceğini belirterek tapu kaydının iptali ile hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece zilyetlikle kazanım koşullarının davalı yararına gerçekleştiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir. Dava mera iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş yada kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3,4)

Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği yada taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin yada Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.

Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise yada kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim yada muhdes olup olmadığının saptanması gerekir. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy yada kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.

Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;

Dava konusu ... Köyü 111 ada 2 numaralı parsel, 1989 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacı Hazine, Toprak Tevzii Komisyon çalışmaları sırasında 131 belirtme ve 184 parsel numarasını alan taşınmazın meradan açıldığının saptandığını, zilyedinin davalı murisi ... olduğu belirtilerek Hazine adına 6.3.1969 tarih 202 sıra numaralı tapu kaydının düzenlendiğini savunmuştur.

Gerçekten, gerek dosyaya getirtilen Toprak Tevzii Komisyon kayıtları ve gerekse bu kayıtlar kapsamındaki 184 parsel ile dava konusu taşınmazın aynı yere ait olduğunu doğrulayan bilirkişi raporları ile taşınmazın öncesinin mera olduğu, meradan açılmak suretiyle zilyet olunduğu açıktır.Yukarıda da değinildiği üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlakların zilyetlikle edinimi mümkün değildir. Belirtilen nedenle davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.3.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog