Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2007/822
Karar No
K. 2007/1993
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2007/822 E.  ,  2007/1993 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.7.2006 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 7.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, dava dilekçesinde ve 10.10.2006 günlü celsedeki vekillerinin beyanına göre, çekişme konusu 101 ada 5 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakanları ...'a ait pay üzerinde bulunan "... Bey Vakfından" şerhinin silinmesini istemişlerdir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı ... İdaresi vekili temyiz etmiştir. Dosya içerisinde 101 ada 5 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı bulunmadığından öncelikle bu kaydın getirilerek dosyasına konulması gerekir.

Davanın yukarıda açıklanan ileri sürülme biçimine göre muris ...'ın taşınmazda paylı malik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacılar miras bırakan ... adına kayıtlı hissede elbirliği halinde maliktir. Ne var ki, ...'ın veraset ilamı dosyaya konulmamıştır. İş bu dosya içerisinde mevcut 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/103 esas sayılı dosyasında yer alan davacıların babası ... ...'a ait veraset belgesine göre ... ve ...'ın davacılar dışında ... isimli bir çocuğunun daha bulunduğu anlaşılmaktadır. Adı geçen bu mirasçı davada yer almadığı gibi ...'nin veraset belgesi olmadığından bunun dışında başka mirasçısı bulunup bulunmadığı da görülememektedir.

Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin "ortaklığın" tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği ne var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine, atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan, miras bırakana ait veraset belgesi temin edilmeden ve davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640.maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceğinin gözardı edilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Diğer yandan, H.U.M.K.nun 388 ve 389.maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Somut olayda, çekişmeli taşınmazda sadece mirasbırakan ...'ın payından vakıf şerhinin silinmesi istendiği halde, sözü edilen maddelere aykırı şekilde infazda tereddüte ve karışıklığa neden olacak biçimde yazılı olduğu gibi hüküm kurulması da doğru olmadığından bu yönde bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 1.3.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.